ALLAH’TAN KORKMADINIZ DA MİLLETTEN DE Mİ UTANMADINIZ?
Sibel DUYMAZ

ALLAH’TAN KORKMADINIZ DA MİLLETTEN DE Mİ UTANMADINIZ?

Bu içerik 6 kez okundu.
  Fakirin fukaranın rızkı, yetimin ekmeği, emeklinin birikimi kimsenin babasının malı değildir. Devletin kasası da kimsenin dilediği gibi boşaltacağı bir kasa değildir. Son bir ayda milyarlar, fonlar, yolsuzluk iddiaları, uyuşturucu operasyonları ve cevapsız kalan sorular konuşuluyor. Bir vatandaş, bir gazeteci olarak soruyorum: Bu kadar şey yaşanırken kim hesap veriyor, kim çıkıp milletine açıkça anlatıyor?
  Bir ay içinde önümüze düşen haberler, bu memleketin gündem girdabını gözler önüne seriyor: Mazotun yüz lirayı aşması, köprü ve otoyolların uzun yıllığına özelleştirileceği iddiası, İmralı’da Abdullah Öcalan için yapılan yeni yapı… Devlet Bahçeli yapının inşa edildiğini söyledi; Mithat Sancar ise 2 Kasım’da Öcalan’ın yeni yere taşındığını açıkladı. Yapıda internet ve görüntülü telefon imkânı bulunduğu da bildirildi. Bu kadar önemli bir adımın ayrıntıları neden hâlâ kamuoyuna açıkça anlatılmıyor?
  Tarla ile market arasındaki fiyat uçurumu için komisyoncular gözaltına alındı; sonra konu sessizliğe gömüldü. Hırvatistan’a gönderilen nektarinlerde pestisit bulunduğu ve ürünlerin geri çevrildiği açıklandı. Peki o ürünler sonra nereye gitti, soframıza geldi mi, denetimin sonucu ne oldu? Deniz kazalarında kaybolanlar, okuluna silahla gelen çocuk ve geçim sıkıntısı içindeki emeklinin hayatına son vermesi de aynı ayın acı başlıklarıydı. Bunlar rakam değil; her birinin arkasında bir aile, yarım kalmış bir hayat var.
  Fon dosyası da haber selinde kaybolmaması gereken en ağır başlıklardan biri. 141 kişilik olduğu söylenen liste, Merkezi Kayıt Kuruluşu ve Takasbank kayıtları, olağan dışı hisse hareketleri… Liste doğru mu, kaç kişiyi kapsıyor, bu hesaplarda kimler ne zaman işlem yaptı? Kayıtlar bütün işlemleri gösterebiliyorsa, kamuoyu neden hâlâ açık cevap alamıyor? İsimler ve işlemler belgelerle açıklansın; iddia doğru değilse o da aynı açıklıkla çürütülsün.
  Fon tartışmasında Mehmet Şimşek’in geçmişte Merrill Lynch’te çalışmış olması ve bazı hisselerde 8 milyar liralık kazanç sağlandığı iddiası gündeme getirildi. SPK ve Merrill Lynch bu kazanç iddiasını reddetti. Ama Maliye Bakanı’na yöneltilen soru ortada: Bu kadar büyük para hareketleri ve piyasa uyarıları varken Bakanlık ne zaman haberdar oldu, hangi incelemeyi yaptı? Savcılığın 2025’teki uyarıları ve 2026’da başlatılan soruşturmayı da içeren süreçte kurumların ne yaptığı tarih tarih açıklansın. “Haberim yoktu” cevabı yetmez.
  Fon meselesinde adı geçen bakan ve ailesi hakkındaki milyarlarca liralık iddialara da cevap gerekiyor. Soruşturma kapsamında ifade alındığı haberleri çıktı; vatandaş paranın kaynağını ve denetim mekanizmalarının nerede olduğunu soruyor. Meclis’te bu mesele konuşulmak istendiğinde yeterli katılım sağlanmaması, araştırma önergelerinin kabul edilmemesi kuşkuyu büyütüyor. İktidar, kendi seçmeninin de sorduğu bu soruları muhalefetin sözü diye kenara itemez. AK Parti, bu iddiaları milletin karşısında aydınlatmalı.
  Ekrem İmamoğlu hakkındaki yolsuzluk iddiaları da yargı süreci tamamlanmadan tartışılırken, şimdi Sarıgül dosyası ve belediyelere uzanan yeni para iddiaları gündemin ön sıralarına yerleşti. Emir Sarıgül’ün beyanı, babası Mustafa Sarıgül ile Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel arasında para teslimatları olduğu iddiasını ortaya koyuyor. Parti sözcüsü iddiaları yalanlıyor; Özel’in de bu iddialara ve Sarıgül’le ilişkisinin niteliğine kendisinin açık, belgeli yanıt vermesi gerekiyor.
  Bu iddialar, belediyeler, parti harcamaları ve siyasi isimler arasındaki para akışının varsa bütün bağlantılarıyla araştırılmasını gerektiriyor. Hepsinin birbirine bağlı olduğuna peşinen hüküm veremeyiz; fakat para kimden kime, hangi tarihte, hangi kayıtla aktıysa ortaya konmalı. Böyle bir zincir var mı yok mu, belgeler göstersin; hiçbir makam ve unvan incelemenin dışında kalmasın.
  Ünlü isimlerin uyuşturucu operasyonlarında gözaltına alınması, milli sporcuların test sonuçlarının konuşulması, futbolun en üst kurumlarında gözaltılar… Operasyon yapılması önemli; ama vatandaş yalnızca kimin gözaltına alındığını değil, uyuşturucunun ülkeye nasıl girdiğini, kimlerin dağıttığını ve bu ağlardan kimlerin para kazandığını da bilmek istiyor. Tedarik zinciri ve asıl kazanç sahipleri ortaya çıkarıldı mı?
  Belediyeler ve siyasetçilerle ilgili haberlerde de aynı güven sorunu var. Melih Gökçek’in oğlunun ve gelininin Almanya’daki evleriyle ilgili iddialar, tutuklanan belediye başkanları, Aziz İhsan Aktaş dosyası… Bir tarafta rüşvet aldığı iddia edilen belediye başkanlarına ceza verildiği, diğer tarafta rüşvet verdiği ileri sürülen kişinin aklandığı yönündeki tartışma var. Vatandaş “Biri neden ceza aldı, diğeri neden almadı?” diye soruyor. Belediye, parti ya da kamu malı kişisel çıkar için kullanılamaz.
  Esenyurt Belediyesi’ne kayyum atanmasının ardından başkan yardımcılığına getirilen Yusuf Ulutaş, belediyedeki ihalelere fesat karıştırma ve rüşvet iddiaları kapsamında tutuklandı. Soruşturma haberlerine göre bir belediye çalışanı, Ulutaş’ın talimatıyla Küçükçekmece’de bir daire kiraladığını ve oraya iki çelik kasa konduğunu anlattı; kasalardan balya balya döviz çıktığı bildirildi. Burada kayyumun kendisinden değil, kayyum yönetiminde göreve getirilen yardımcısından söz ediyoruz; ama bu ayrım soruyu hafifletmiyor. Kayyum atanan bir belediyede görevlendirilen isim de böyle bir dosyanın merkezindeyse, devlet adına bu kadroları kim denetliyor? Ne oluyoruz, vatandaş kime güvenecek?
  İnsan sormadan edemiyor: Kayyum yönetiminde görevlendirilen bir başkan yardımcısı hakkında bu kadar ağır iddialar ve tutuklama varsa, denetimin güvencesi nerede? Kayyumu kim denetleyecek, valiyi kim, denetleyenleri kim? Bu zincirin son halkası nerede? Çare sonsuz atamalar değil; bağımsız denetim, açık kayıt ve kim olursa olsun hesap sorulmasıdır. İddialar doğrulanırsa, kamu görevlerini bile saran bu ahlaksızlık zinciri nereye kadar uzanıyor?
  Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek hakkındaki soruşturmada 11 genç kadının belediyede işe alınma vaadiyle Böcek’le cinsel ilişkiye yönlendirildiği ve çoğunun daha sonra belediye iştiraklerinde işe alındığı iddia ediliyor. Bunlar kesinleşmiş mahkeme kararı değil; ancak işe alım imkânı ve kamu gücü cinsel istismar iddialarıyla birlikte anılıyorsa, mesele kişisel bir skandalın çok ötesindedir. Belediyeler hizmet makamıdır; genç kadınlar ve çocuklar işe ya da yardıma erişmek için istismar iddialarının içine düşürülmemeli. Bu ağır beyanlar araştırılsın, sonuçları açıklansın.
  Mustafa Sarıgül dosyası da gündemin en ağır başlıklarından biri. Tutuklu bulunan oğlu Emir Sarıgül, savcılığa verdiği ek ifadede babasının Özgür Özel’e farklı tarihlerde para verdiğini öne sürdü: Parti genel merkezinin tefrişatı için 250 bin dolar; parti otobüsünün ses sistemi için 250 bin dolar ya da avro; iki atkıyla birlikte hediye paketine konduğu iddia edilen 100 bin dolar… İlk iki ödemenin kendisine babası tarafından anlatıldığını, atkıları ise kendisinin aldırdığını söylüyor. Bunlar Emir Sarıgül’ün beyanlarıdır, mahkeme kararı değil; Parti Sözcüsü Zeynel Emre para iddialarını yalanladı. Dosyadaki başka beyanlarda, Şişli Belediyesi’nin gençlik kamplarına katılan lise öğrencilerinin Sarıgül’le tanıştırıldığı; iki kız kardeşin de çocuk yaşta bu kamplar üzerinden onun çevresine yönlendirildiği ve istismara maruz kaldığı ileri sürülüyor. Dönemin gençlik kamplarından sorumlu olduğu belirtilen eski Şişli muhtarının ve bazı belediye çalışanlarının bu süreçteki rolü de soruşturuluyor. Eski yakın korumasının cinsel saldırı iddiası da dosyada; Sarıgül bu iddiayı reddediyor. Bunlar kesinleşmiş yargı kararı değil. Ancak bu kadar ciddi para, kamu gücü ve çocukların güvenliği iddiası “siyasi tartışma” denilerek geçiştirilemez. Servetin kaynağı ve bütün beyanlar açıklığa kavuşturulmalı.
  Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a açık çağrımdır: Çıkıp bu dosyalardaki iddiaları, isimleri, işlemleri ve kurumların aldığı kararları milletin anlayacağı açıklıkta anlatın. AK Parti de kendisine oy veren seçmenine, bu ülkenin bütün vatandaşlarına ve dünyaya karşı bu meseleleri aydınlatsın, kendini aklasın. Vatandaş, yalnızca soruşturma başlatıldığını değil, suçu sabit olanların gerçekten hak ettikleri cezalara çarptırıldığını görerek rahatlamak istiyor. Kimsenin fakirin fukaranın, yetimin ekmeğini ve rızkını çalmaya hakkı yok. Hiç kimsenin. Kimse devletin kasasını soyamaz, boşaltamaz; milletin hakkını suistimal edemez. İddialar doğru değilse belgelerle çürütülsün; doğruysa kim olursa olsun hesabı sorulsun. Millet açık cevap bekliyor: Allah’tan korkmadınız da milletten de mi utanmadınız?
DİĞER YAZILAR
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
“BATMAN’IN PETROLDEKİ EMEĞİ GÖRMEZDEN GELİNEMEZ”
“BATMAN’IN PETROLDEKİ EMEĞİ GÖRMEZDEN GELİNEMEZ”
DEMİRHAN: GÜÇLÜ EKONOMİ, GÜÇLÜ İŞLETMELER
DEMİRHAN: GÜÇLÜ EKONOMİ, GÜÇLÜ İŞLETMELER