Merhabalar! 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramın kutlu olsun Türkiyem.
Ne güzel bir güne rasgeldi. Tüm İslâm âleminin Miraç Kandili mübarek olsun, hayırlara vesile olsun inşaAllah.
Bilimsel konular içeren bir yazı yazmayacağım. Ekonomik istatistiki veriler içeren bir yazı da yazmayacağım bugün çünkü sanırım milletin beyni yandı, belki yazılarımın yarısına kadar bile okunmadı eminim. Oysa hepsi varsayım veya hikâye değildi, gerçeklerdi millet sıkıldı galiba neyse efendim...
Şu Korona (COVİD 19) Bazı güzel şeylere de kapı açmış oldu.
Meselâ aklı olup, fikir'ce eksiği olanlar, biraz da olsa fikir sahibi oldular. Aklı fikri çok olanlar zikir-i ilim sahibi oldular. İnşaAllah günahlar sorgulandı, iyilikler kötülükler tartıl dı. Aile mehrumu ve önemi değer kazandı. Ufak tefek aile içi tartışmalar, daha ciddi şiddetli aile kavgaları oldu fakat çok sayıda cinnet geçirme vakaları ile karşılaşılmadı. Ölüm korkusu, virüs bulaşma sevdikler'imizi kaybetme korkusu bizlere aile birliğinin ne kadar önemli olduğunu, bir aile varlığı için her zaman şükür edilmesi gerektiğini, aile bireylerinin herkesten daha önemli olduğunu, ilk endişelen'ilmesi gereken kişilerin aile bireyleri olduğu anlaşılmış oldu.
Yani "Evliler evine, köylüler köyüne" dönmüş oldu. Peki, yalnız kalanlar yalnız yaşayanlar bekârlar ne oldu bence yalnızlık Allah'a mahsus demişler çok zor belki bir hayat arkadaşlığı düşünmüşlerdir. İyi de ederler.
Evli insanlarla gönül ilişkisi yaşayanlar var birde asla kimsenin yaşam tercihini tenkit etmek amacıyla söylemiyorum. Yalnızlar'sa maalesef tek başlarına kaldılar. Mecburen bu sokağa çıkma yasağından dolayı telefonlar da kısıtlanmış oldu. Yalnız kalınca tabi ayaklar da biraz yere bastı, düşünceler mantıkla birleşti fikirler üretildi, belki bir çok ayrılığın kapısı aralandı, ağlan dı veya sadece canlar sıkıldı; çünkü gerçekler ortaya bir duygusal tablo çıkardı adı "HERKES OLMASI GEREKEN YERDE"
Kalbindeymiş de, hep aklındaymış da, aldığı nefesteymiş de, sürekli gözlerinin önündeymiş de, onların ilişkisi herkesten farklıymış da "YALAN" hem de kuyruklu yalan.
Belki ailecek uzun süredir bu kadar bir arada olmak zorunda kalın madı: Hatta hiç bu kadar evinde kalamayan, sürekli sosyal hayatın içinde olan, yoğun çalışan, bu yüzden sürekli evinin dışında zaman geçiren ve doğal olarak dışarıdaki sosyal hayatın içinde başka bir hayat daha kuran maalesef çok eşli erkekler hele biraz da yaş almışlar'sa aile babası olduklarını iyice anlamış oldular.
Karı koca ilişkileri daha sıcak bir hale geldi alışkanlıkların sevgiye dönüşmüşlük olduğunu anladılar. Çoluk çocuk günde 3 öğün aynı sofraya oturuldu, çocuklar yoksa da başbaşa kaldılar hayat arkadaşları. Eşlerinin aslında ne kadar iyi yemekler yaptığı onaylanmış oldu, belki uzun zamandır böyle göz göze gelinmemişti...
Ailecek sohbetler etme ve rafa kaldırılmış bazı sorunların çözümlenmesi gibi yararlı doyumlu zamanlar geçirildi. Kafalarda değerlendirmeler yapıldı. Zorunlu olunca gerçek "Asıl" hayatların seçilmesi gerektiği, ikinci hayatların sadece geçici bir ikramiye hediyesi olduğu anlaşılmış oldu. Kadınlar içinse kocaların ailenin direği olduğu varsa çocuklarının babası olduğu hatırlamış oldu. Tabii istisnalar kaideyi bozmaz burada genel konulara yüzeysel değiniyorum.
Yalnız olan kadınsa da, erkekse de aynı zaten akıbetler. Hiç bir şey sonsuz değildir. Düşünüldü, taşınıldı kimilerine yol verilmesi gerektiği " "Her zaman olmayanın artık gereksiz olduğu" anlaşılmış oldu. Anlayış, anlayış nereye kadar arkadaş, "Ne olacak bu işler böyle ağbi" sorgulamaları başlamış oldu.
"Sevgili sevgiyle evine gitti, yalnız kalan da, sorgularıyla, acabalarıyla, duy…
Sevgiyle mutlu kalın…
