Bazı isimler vardır; zamanı geldiğinde sadece anılmaz, yeniden yaşanır.
Turgut Özal da onlardan biri. Türkiye’nin siyasi tarihine yön veren, ekonomiden toplumsal yapıya kadar birçok alanda iz bırakan bu lider, bugün hâlâ hafızalarda sadece bir siyasetçi olarak değil, bir umut ve vizyon kaynağı olarak yer alıyor.
Geçtiğimiz günlerde Anavatan Partisi’nin Batman’da düzenlediği program, işte bu hafızayı canlandıran anlamlı bir buluşmaydı.
Partinin Genel Başkanı İbrahim Çelebi’nin öncülüğünde gerçekleşen buluşma, klasik bir siyasi ziyaretin çok ötesine geçti.
Verilen mesajlar, yapılan vurgular ve halkla kurulan bağ; Anavatan Partisi'nin sadece geçmişi değil, geleceği de yeniden şekillendirme iddiasında olduğunu ortaya koydu.
Çelebi’nin altını çizerek dile getirdiği “Terörsüz Türkiye” hedefi, bölge halkı için yıllardır dile getirilip bir türlü tam anlamıyla gerçekleştirilemeyen bir özlem.
Bu söylemin Batman’da, doğrudan halkın içinde ve açık yüreklilikle ifade edilmesi; sadece bir politik söylem değil, ciddi bir toplumsal sorumluluk anlayışı olarak değerlendirilmeli.
Çünkü artık bu ülkenin kaybedecek ne bir insanı ne de bir günü kaldı.
Programın perde arkasında ise dikkat çeken başka bir isim vardı: Batmanlı iş insanı ve siyasetçi Ekrem Tüzün. Sessiz ama etkili bir duruş sergileyen Tüzün, heyeti büyük bir özenle ağırladı. Bu sadece bir ev sahipliği değil; memleketine, değerlerine ve siyasete olan bağlılığının bir göstergesiydi.
Batman’ın içinden çıkan, halkla aynı dili konuşan ve nezaketiyle öne çıkan bir figür olarak Ekrem Tüzün, siyasete yeni bir soluk getirecek gibi görünüyor.
Çelebi’nin konuşmasında geçmişe dönük yaptığı değerlendirmeler de dikkate değerdi. Uğur Mumcu, Eşref Bitlis, Adnan Kahveci gibi isimlerin şüpheli ölümleri üzerinden yapılan hatırlatmalar, sadece siyasi tarihimizin değil, toplumsal vicdanımızın da gündemine dair güçlü bir göndermeydi.
Bu tür açıklamalar, geçmişin karanlık noktalarıyla yüzleşmeden sağlıklı bir gelecek kurulamayacağının farkında olan bir anlayışın ürünüdür.
Bugün Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu şey; birleştirici, vicdanlı, adil ve samimi bir siyaset anlayışıdır. Etnik ya da mezhepsel kimlikler üzerinden değil; ortak değerler ve birlikte yaşama iradesi üzerinden kurulacak yeni bir dil…
Bu dilin Batman’dan yükselebilmesi, sembolik olduğu kadar umut verici de bir gelişmedir.
“Rahmetli Turgut Özal, Batman’ı il yaptı… Şimdi Anavatan Partisi’nin Genel Başkanı ve Genel Başkan Yardımcısı Batman’ı büyükşehir yapar mı, bilemem. Ama umut etmekten, hayal kurmaktan zarar gelmez. Kısmet diyelim…”
Anavatan Partisi’nin bu çıkışı ne kadar karşılık bulur, zaman gösterecek.
Ancak bir gerçek var ki, Türkiye’nin yeniden güçlü bir merkez siyasete, herkesi kucaklayan bir dile ve geçmişten ders çıkaran bir vizyona ihtiyacı var. Ve bu ihtiyacın adı bazen bir lider, bazen bir hareket, bazen de bir şehir olabilir.
Bu kez adı Batman.
Ve belki de bir şeyler yeniden başlamaya hazır.
