Suya, sabuna dokunmayalım diyorum, dokunmadan da temizlikte olmaz, hijyende olmaz. Nasıl çıkılacak bu işlerin içinden! Şöyle köpürte köpürte, ovalaya ovalaya mis gibi bir temizlik lâzım. "Çamur at, izi kalsın" diye bir sözün yeri geldi de yani öyle izler var ki ne kadar temizlense de mutlaka izleri kalacaktır. Bu memleket maalesef bu haldedir artık...Her yerden çamurlar fışkırıyor kapatmaya çalışıyorlar, izleri kalıyor bariz bir şekilde!.
Şimdi bir konu işlesem yeterli olmuyor haftada bir gün yazıyorum, gündemler çok birini yakalasak diğeri kaçıyor; mecburen bir kaç konuyu bir yerde bağlamak zorunluluğu doğuyor. Suya sabuna da dokunmamaya çalış diyenler var. Ne yapacağız bakalım…
Sedat Peker twitt atmaya başladı yine: Yarası olanlar gocunuyor tabi çünkü deliller var, ispatlar var, var da ne oluyor? Herkes sus, pus oynuyor. Meclis tatil ya; Dünya yıkılsa her şey tatilde yahu ne alakası var ülkede skandallardan tusunami oluyor. Gazeteci meslektaşlarımızın bazıları servet edinme peşinde bu durumları susma sermayesi edinmişler, Muhalefet ve Siyasi Partiler hiç suya sabuna dokunmuyorlar ki lekeler onlara da bulaşmasın. Meclis tatilde, önerge verecek bir tane milletvekili zaten yok. Savcılarımız ne yapar? Artık bilmiyorum her şey sus pus. Sedat Peker kâbusuyla yaşıyor yarası olanlar.....Diyorlar ki Erdoğan Soylu ve Ağar ekibini mecburen tasfiye edecek Peker'in söylemlerinin üzerine halk üzerinde, temiz toplum algısı bırakmak için seçim öncesi bu yapılması gereken bir operasyon olabilir. Peki sağ kolu olanlar var, onların sağ kolu olanlar var neyse bu durumda Sedat Peker'e de bir mesaj gitmiş olacak "Bak yapılması gereken yapıldı, sende dur artık" demek yani. Şimdi Ankara da bir kararname hazırlanmış Emniyet Müdürlerini görevden almaya ilişkin bir kararname fakat şimdilik bekletiliyormuş. Yani bu şu demek oluyor: İlk önce Soylu ve Ağar'ın çevresi tasfiye edilmeye başlanacak. Fakat Sedat Peker yine susmayacak bence çünkü söz verdi. Perinçek de ıskartaya çıktı sonunda. Kasetler, suikastlar, şantajlar falan yahu bizim mafya devletin içinde zaten, Levent Göktaş’dan İnan Kıraç'a giden bir otoban var adeta. Şu an Hasan Yeşildağ, Fahri Kasırga, Mücahit Aslan konuşuluyor. Biz böyle mi yönetiliyoruz? Ne oldu biz bu hallere geldik? Macera aksiyon filmleri gibiyiz aaaaa! Bu filmler, diziler Vallahi gerçekmiş. Çatlaklar büyüdü, yama tutmuyor artık.
Türkiye'de ayrıca şu anda üç büyük kriz de var: 1-Ekonomik kriz ki bu çok önemli.2- Türkiye'de bir Kürt-Türk krizi çıkarmaya çalıştılar çıkaramadılar çünkü biz kız aldık, kız verdik, birbirimize karıştık yani bu mümkün olmayacak. Alevi- Sünnü çatışması çıkarmaya çalıştılar bu da tutmadı tutmaz da zaten. 3- Mülteciler üzerinden ki işte bu çok riskli ve tutabilir. Bir Rus Genareli'nin bu konuda söylemi var " Türkiye'ye Suriye'den Afganistan’dan gelen mülteciler içinde çok ciddi şekilde CIA'nin devşirmiş olduğu yıkıcı militan unsurlar var." Diyor, buyurun bakalım, bu konunun üstünde ciddiyetle durulması gereken bir önemli mesele olduğunu her zaman ben de belirtiyorum, sesimi duyurmaya çalışıyorum.
Araç almak isteyenler özellikle hayalini kurdukları lüx araç almak isteyenler bekleyebilirlerse 2015 yılına kadar sabretsinler neden mi? Çünkü İklim anlaşmasına imza atan Ülkeler ki bunların başında İsveç, Danimarka gibi ülkeler geliyor artık çevre koruma amaçlı elektrikli otomobillere geçiş yapacaklar ve 2015 yılına kadar süreleri var. Bu ne demek oluyor Bizim gibi Afrika ve Asya Ülkeleri gibi bu anlaşma içinde olmayan ülkelere ellerindeki lüks araçları çıkarmak zorunda kalacaklar yani benzin ve mazot gibi akaryakıtla çalışan araçları bize ihraç edecekler, İhracatçı firmalar bu araçları getirecekler piyasaya ikinci el araçlar sunulacak. Bizde bu araçları yarı fiyatına alabileceğiz. Şimdi bu el yakan araba fiyatlarının çılgın piyasası mecburen son bulacak bu da iyi haber olsun artık yani.
Bu hafta bu kadar Ankara'dan selâmlar.
