“At izi, it izine karıştı” derler ya…
Son günlerde memleketin gündemine şöyle bir bakınca insanın aklına ister istemez bu söz geliyor. Bir yanda uyuşturucu operasyonları, bir yanda belediyelerden kamu kurumlarına uzanan haberler; öte tarafta çeteler, yasa dışı bahis, fuhuş ağları, organize suç soruşturmaları…
Eh, hal böyle olunca insan sormadan edemiyor:
Bu halayın başı kim olsa?
Çünkü maşallah, sıra epey uzun!
Son 10 günde 71 ilde gerçekleştirilen uyuşturucu operasyonlarında 2 ton 367 kilo 634 gram uyuşturucu madde ile 4 milyon 34 bin 459 uyuşturucu hap ele geçirildi. 894 şüpheli yakalandı, 424’ü tutuklandı.
Rakamları okuyunca insanın dili tutuluyor.
Dört milyon hap!
Biz markette zeytinin, peynirin tanesini hesap eder hâle gelmişken, birileri zehrin milyonlarını hesaplıyor!
Peki bunlar kime gidecekti? Kaç gencimizin cebine, kaç evin kapısından içeri girecekti? Kaç annenin gözyaşı, kaç babanın çaresizliği olacaktı?
İşte bu nedenle uyuşturucuyla mücadelede Cumhuriyet başsavcılıklarımızın, emniyet teşkilatımızın ve ilgili kurumlarımızın gerçekleştirdiği operasyonların hakkını teslim etmek gerekir. Zehir tacirlerinin üzerine kim kararlılıkla gidiyorsa eline, emeğine sağlık!
Ancak mesele yalnızca sokaktaki torbacıyı yakalamakla bitmiyor.
Çünkü görünen o ki zehir artık sadece kuytu köşelerde dolaşmıyor; kravatını takmış, ceketini giymiş, makam kapılarının önünden de geçmeye başlamış!
Keçiören Belediyesi’nde Başkan Mesut Özarslan’ın öncülüğünde gönüllülük esasına göre başlatılan uyuşturucu taraması bu açıdan önemli bir örnek.
Üstelik Etimesgut Belediyesi’nden gelen test haberleri de var. Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu hakkında daha önce yapılan testin pozitif çıktığı, son olarak Belediye Başkan Yardımcısı Taylan Özgüven’in saç örneğinde de sentetik uyuşturucu maddeler tespit edildiği açıklandı.
İnsan ister istemez soruyor:
Biz uyuşturucuyu sadece ara sokaklarda mı arıyorduk?
Bir de TRT’ye tahsisli makam aracında 7,5 kilogram uyuşturucu bulunması meselesi var.
Burada kelimelerimizi özellikle doğru seçelim. Uyuşturucu, TRT Genel Sekreteri Mesut Eker’e tahsis edilmiş araçta bulundu. Kurum ise Genel Sekreter’in olayla ilgisinin olmadığını, aracın bilgisi dışında kullanıldığını açıkladı.
Kimseye işlemediği bir suçu yüklemek bizim işimiz değil.
Ama soru sormak bizim işimiz!
Bir kamu kurumunun makam aracına kadar uyuşturucu girebiliyorsa, bu zehri yalnızca mahalle aralarındaki torbacının cebinde aramak biraz fazla iyimserlik olmuyor mu?
Keçiören’de başlatılan uygulamayı bu nedenle önemsiyorum. Elbette hukuka, kişisel haklara ve özel hayatın gizliliğine dikkat edilerek…
Ama başka belediyeler ve kamu kurumları da kendi kapılarının önüne bir baksa fena mı olur?
Hani eskiler der ya:
“Mum dibine ışık vermez.”
Biz uyuşturucuyla memleket çapında mücadele ederken mumun dibini karanlık bırakmayalım!
Çünkü uyuşturucuyla mücadele yalnızca operasyon değildir. Eğitimdir, tedavidir, rehabilitasyondur, aileyi korumaktır. Bir genci zehrin elinden kurtarıp yeniden aynı çaresizliğin içine bırakırsanız mücadele yarım kalır.
Bir başka önemli mesele de şu:
Bu işin parti rozeti olmaz!
Uyuşturucu AK Partiliyi de CHP’liyi de, sağcıyı da solcuyu da, zengini de fakiri de ayırmıyor. Zehrin siyasi görüşü yok.
Suçun da olmamalı!
İşte devlet dediğimiz yapı tam burada kendini göstermeli. Kim olduğuna, makamına, unvanına, çevresine bakmadan hukuk ne diyorsa o yapılmalı.
Biz gazetecilerin görevi de halayın kenarında durup alkış tutmak değildir.
Bazen “Bu müzik nereden geliyor?” diyeceğiz.
Bazen “Halayın başında kim var?” diye soracağız.
Bazen de ipin ucunu tutup bakalım nereye kadar gidiyor diye merak edeceğiz.
Ama suçlu ilan etmeden, hakaret etmeden, belgesiz hüküm vermeden…
Soracağız!
Çünkü gazetecilik biraz da millet adına soru sormaktır.
Uyuşturucunun köküne kibrit suyu dökülsün. Çetelerin nefesi kesilsin. Gençlerimizin hayatını zehirleyenlerin yakasına hukuk yapışsın.
Ama o hukuk, makam kapısına gelince ayakkabılarını çıkarıp içeri sessizce girmesin!
Kim olursa olsun aynı kapıyı çalsın, aynı terazide tartsın.
Halay kalabalık olabilir…
Yeter ki halayın başını hukuk çeksin.
Sağlıkla, huzurla ve adaletle kalın.
