Anlatmaya çalışıyorum. Bunlar gerçekler hiç bir siyasi ideoloji'nin etkisinde olmadan, tarafsız ve objektif bakış açısıyla, halktan bir insan olarak, hepimizin bildiği ve yaşadığı hayatsal döngüleri dile getirmeye çalışıyorum. Kraldan yana değilim, Kraldan çok Kralcı olmayı hiç sevmem. Gereksiz alkış hiç yapmadım, alkış hak edeni de ayakta alkışlarım oturduğum yerden değil.
Herkese hayırlı Ramazanlar diliyorum öncelikle, niyetle oruçla ibadetlerini yerine getiren herkesin; Allah ibadetlerini kabul eylesin, bu mübarek ayda ibadet edemeyen fakat edenlere saygı gösterenlerin de Allah sevaplarını kabul etsin.
Sayın Cumhurbaşkanı şöyle dedi " Sabırla, koruk helva olurmuş" şimdi hepinizin bildiği bir tablo sunacağım helva mı oluyor yoksa koruk daha da mı ekşiyor görelim:
Ağrı AKP Gençlik Kolları'nın düzenlediği sahur yemeği görüntüleri ve sunulan ikramlar öyle böyle şaşaalı değildi yani Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan 21.000Liraya mal olduğunu açıkladı.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi de bir iftar yemeği verildi maşallah bütün katılanların en az 3 'er maaşları ve yüksek bürokrat maaşları var. Bu gösterisi yapacağınıza zorunlu gıdalara indirim mecburiyeti yapsaydınız vatandaşın evine mübarek bir ramazan ayı boyunca et girseydi herkesin karnı bari doysaydı olmaz mıydı?
Takıldığım önemli bir konu oldu Tarım Orman Bakanı Sn. Vahit Kirişçi "Gıda siyasetin konusu değil" dedi böyle bir açıklama doğru kabul edilebilir mi? Tam tersi gıda vatandaşın, her insanın can damarıdır. Siyaset demek insan demektir; varoluşsal bir düzen, yönetimsel bir platform olgusudur yolu insan ve toplumdan geçer, insan ihtiyaçlarının medeni bir düzen içerisinde karşılanması, toplumsal düzenin sağlanmasından geçer. Demek ki Gıda siyasetin tam da odak noktasıdır çünkü insanın en önemli şeyi gıda ve beslenmektir. Siyaset de bu ihtiyacın en iyi şekilde, en konforlu şekilde insana sunulması amacını içerir. Siyaset yol yordam belirleme, amaca odaklanma, çözüme ulaşma, yönetme anlamlarını da içerisinde barındırır. O yüzden bu sözü gaf olarak değerlendiriyorum. İkinci gaf ise "Bizim açta, açıkta kimsemiz yok, herkesin karnı tok" dedi vay vay! Bu memleket de 12 Milyon açlık sınırının altında yaşayan insan var haberinizin olmadığı aşikâr.
CHP Genel Başkanı Sn. Kılıçdaroğlu Et ve Süt Kurumuna bir grupla gitti. Kapılar kitlendi hiç bir yetkili ile görüşemedi, Tarım ve Orman Bakanlığına gitti aynı durumla karşılandı, Milli Eğitim Bakanlığına gitti aynı durumla karşılaştı. Amaç bu kötü ekonomik sosyal gidişatın vatandaş adına çözüme ulaştırılmasıydı, bilgiyi yerinden bizzat almak istedi. Durumun hukuka aykırı hiç bir tarafı yoktu. Ana muhalefet Partisi Genel Başkanı randevusuz diye bu kurumlara alınmadı ayrıca bir Sivil Toplum Örgütü sayılan bir Parti Genel Başkanı bu insan düşünün ve bir milletvekili aynı zamanda şaka gibi. Bence o kurumlar bir şeyler gizliyorlar ve denetlenmeleri gerekiyor. Sn. Kılıçdaroğlu bu çıkışıyla vatandaşı da alıştırmaya çalışmış oldu bu olanlara tepkisiz kalmamaya; fakat herkes sindirildi. Bence Kılıçdaroğlu'nun gideceği yer bu kurumlar değil direk Cumhurbaşkanlığı olmalıydı.
Enflasyon %61 olmuş bütün bunlardan Hükümet yani İktidar sorumludur. Avrupa bizden vahim durumdaymış bilmem ne, bizi kendi hayat şartlarımız ilgilendiriyor. Sebze meyve fiyatlarındaki artış son haddine geldi. Patates'in bile kilosu 10 Lira olmuş millet sebze alamıyor zorlanıyor. Çilek 30 Lira, kıvırcık elmadan daha pahalı, domatesin kilosu 25 Lira, Domates üreticisi şikâyetçi ekmek parasına çalışıyoruz emeğinize değmiyor diyorlar. Üreticiler şikâyetçi çok zorluklarla mücadele ediyorlar. Yani artık hiç bir şeyi zamanında bile ucuza yiyemeyecegiz. Üretim %30'a düşmüş dahası var mı? Bir yılda su damacana fiyatı 12 Liradan 30 Liraya çıkmış, bu kontrolsüz artışlar vatandaşı mağdur etti. İstanbul da toplu ulaşıma %40 zam geldi. Ankara da dolmuş 7,7 buçuk Lira oldu. Taxi açılış en kısa mesafe 20 Liradan 28 Liraya çıktı. Çeyrek altın 2002 yılında 20 Lira iken yani şimdiki bir kilogram domatesten daha ucuzken bir kıvırcık parası iken, şimdi çeyrek altın 1.500 Lira. Bizim paramız pul olmuş %700'e varan bir değer kaybı olmuş Türk Lirasın da. KDV düşürüldü dediler hiç bir ürüne yansımadı yalan.
İnsanlar ailelerini görmeye gidemez oldu yol paraları yüzünden, öğrenciler ailelerine, aileler uzakta olan evlatlarını görmeye gidemiyorlar, zorlanıyorlar ekonomik olarak. Mesela; İstanbul-Diyarbakır otobüs fiyatı ortalama 420Lira Açıkçası hayat çok zor, büyük şehirlerde çok daha zor. Kiralar almış başını gitmiş dur diyen yok, sınır yok. Yani yaşama hakkın yok öl diyorlar sanki. Yani büyük şehirlere göç eden birçok insan geri dönüyor fakat dönmek de kurtuluş sayılmaz orada ne ekip ne biçecek tabi ki sosyal destek ve yardımla yaşamaya çalışacak en azından kira büyük sorun olmayacak belki. Birçok insan küçük kasabalara yerleşip daha ekonomik yaşamayı hayal ediyor gerçekleştiriyor zorunlu çünkü bir şeylerden kısıtlamak zorunda, çocuğu okuyor yetiştiremiyor, çocukları yeterince beslenemiyor. Zaten bu zulümlere bu kadar dirençsiz ve sessiz kalmanın sebeplerinden birisi de ufak da olsa verilen sosyal destek yardımları değil mi? Bu kötü bişey sayılmaz en azından karınlar doyuyor deyip teselli buluyoruz.
Tabi ki tablo yine karanlık bu ekonomi politikası yanlışlarla doludur. Yanlışın neresinden dönerseniz kârdır. Ekonomi politikası değiştirilmelidir, ekibinizin değiştirilmesi, kadroların değiştirilmesi şarttır. Çok astronomik yüksek olan bürokrat maaşları düşürülmelidir. Emekli, asgari ücretli vb. İnsanlar çok zor şartlarda yaşamaya çalışmaktadır. İntiharlar artmış durumdadır ve sebebi yüksek oranda ekonomik sıkıntılardır. Aileler parçalanıyor, toplumda ahlaksal çöküşler artmıştır. Yolsuzluklar vardır bazı kurumlarda ve bunların önüne geçilmelidir. Bu kötü gidişat çok tehlikeli bir yöne yol almaktadır.
Şimdi bunları görmezden gelmek, bu olanlara kayıtsız kalmak ne insanlığa, ne vicdana sığmaz ortalık güllük gülistanlık değil bütün bu yanlışlar doğruları da yok etti. Bu hayat pahalılığı çözülmezse, bu enflasyon artışı durdurulamaz ise, yolsuzluklar çözülemez ise bunların çok ağır bedelleri olacaktır.
