NOTALARIN KANATLANDIĞI GECE
Ankara…
Sadece Türkiye’nin başkenti değil; müziğiyle, kültürüyle, sanatıyla ve köklü geçmişiyle dünyanın örnek gösterdiği kadim bir şehir. Bu şehri yazmak, anlatmak, hissettirmek benim için her zaman bir onur ve gurur kaynağı oldu. Zaman zaman kalemimle, zaman zaman da sesimle Ankara’ya dair duygularımı paylaşmak, hayat yolculuğumun vazgeçilmez bir parçası haline geldi.
Basın kimliğimin yanı sıra müzik, her zaman hayatımın tam merkezinde yer aldı. Farklı dönemlerde birçok müzik topluluğunda sahne aldım. Ancak iş yoğunluğu ve ailevi sebepler, beni bir süreliğine müzikten uzak bırakmıştı. Ta ki Anka Alaturka Müzik Topluluğu ile yollarımız kesişene kadar…
Uzun yıllar TRT bünyesinde görev yapmış, usta sanatçı ve koro şefi Tanju Durak ile tanışmam, müziğe yeniden dönüşümün miladı oldu. İsimler ve tecrübeler büyüktü; ama heyecanı, samimiyeti ve inancı olan genç bir topluluk olarak yola çıkıyorduk. İşte bu yolculuk, 13 Ocak 2026 Salı akşamı, Ankara’nın kalbinde, Gençlik Parkı Necip Fazıl Konser Salonu’nda verilen ilk konserle taçlandı.
Saatler 20.00’yi gösterdiğinde salon tamamen doluydu. Ankara, Anka Alaturka’ya kucak açmıştı. Türk Sanat Müziği ve Türk Halk Müziği’nin seçkin eserlerinden oluşan repertuvar, izleyicileri adeta geçmişle bugün arasında duygusal bir yolculuğa çıkardı. O gece, başkentin kültür ve sanat hayatında iz bırakan, hafızalara kazınan gecelerden biri yaşandı.
Konserin kusursuz ve profesyonel bir şekilde gerçekleşmesinde büyük emeği olan Başkanlık ve Organizasyon Sorumlularımız Ayşegül Saatçı ve Neva Rüçhan’ı anmadan geçmek mümkün değil. Sahne arkasındaki emekleri, özverileri ve katkıları bizler için son derece kıymetliydi.
Birbirinden güçlü ve etkileyici seslere sahip kadın ve erkek korist arkadaşlarımızın sahne aldığı gecede, salonu dolduran müzikseverler zaman zaman türkülere hep bir ağızdan eşlik etti. Alkışlar hiç dinmedi, coşku dakikalar ilerledikçe daha da arttı. Topluluğun sahnedeki uyumu, disiplinli duruşu ve eserlerin yorumlanışındaki duygusal derinlik izleyicilerden tam not aldı. Her eser sonrası yükselen alkışlar, yaşanan müzik şöleninin en somut göstergesiydi.
Anka Alaturka Müzik Topluluğu’nun en güzel yanlarından biri de, farklı meslek gruplarından gelen, müziği ortak bir paydada buluşturan gönül insanlarından oluşması. Bu konser için aylarca süren titiz bir çalışma, sabır ve büyük bir emek harcandı. Ve karşılığında, dakikalarca ayakta alkışlanan bir topluluk ortaya çıktı.
Benim için gecenin en özel anlarından biri ise, 1977 yılında Selahattin Altınbaş tarafından bestelenen ve Emel Sayın’ın eşsiz yorumuyla hafızalara kazınan “Bir Zamanlar Seninle” adlı eseri seslendirdiğim andı. Sahnedeyken, şarkının her notasında geçmişin izleri, müziğin iyileştirici gücü ve yeniden doğuş hissi vardı. Duygulandım… Ama en çok da mutlu oldum.
İyi ki bu korodayım…
İyi ki müzikle iç içeyim…
İyi ki aynı duyguyu paylaşan, birbirinden değerli yol arkadaşlarım var…
Anka Alaturka Müzik Topluluğu’nun bundan sonra vereceği konserlerde çok daha üst seviyelere ulaşacağına olan inancım tam. Ankara’nın kültür ve sanat hayatında daha nice unutulmaz gecelere imza atmak dileğiyle…
Hoşça kalın…
