MİSAFİRLER
Sibel DUYMAZ

MİSAFİRLER

Bu içerik 1139 kez okundu.

         Biz ülke olarak misafirperver bir milletiz, misafir her zaman başımız gözümüz üzerindedir fakat misafir de haddini de yerini de bilmelidir bilmelidir ki; yeri her zaman var olsun.

         Savaş dedik, mağduriyet dedik, zor durumlar mecburiyet dedik, bizler de aynı durumlarda olabilirdik dedik eyvallah. Artık yeter savaş bitmiş veya bitmek üzere diyelim yavaş yavaş uğurlayabiliriz de büyük bir çoğunluğu vatandaşımız olmuş durumdalar. Söz verilmiş ve uygulanan siyasi politik anlaşmalardan dolayı elimiz kolumuz bağlanmış mı? Bilmiyoruz yani. Zaten olanlar oldu, yuvalar yıkıldı, kumalar geldi, karışık bir melez nesil oldu. Azalan nesillerini burada genç nesil olarak tamamladılar maşallah, her şey tercih meselesidir. Planlı durumlar söz konusudur o kadar da masum değildir olan şeyler.

         Gelelim diğer misafirlerin durumlarına: Türkiye vatandaşlık kanununun 19.09.2018 tarihli yönetmelik değişikliğine göre Türkiye'den 250.000 Dolara ev alan yabancılar ailesi ile birlikte Türkiye vatandaşlığı hakkı alabileceklerdir. Daha önce bu tutar 1 milyon Dolar olarak belirlenmişti. En az 3 yıl bir Türk vatandaşıyla resmi olarak evli kalan ve ikamet izni olan vatandaş olabiliyor.

Ayrıca toplum sağlığını tehdit eden bir sağlık sorunlarının olmaması, yeterli derecede Türkçe bilmeleri, iyi ahlâk sahibi olmak (tabiki bu formalite bir madde bence) gayrimenkul sahibi olmak veya iş yeri açmak ve bir Türk vatandaşı istihdam ettirmek, Türkiye'de 5 yıl yasal olarak yaşamak, çok da zor şeyler değil bunlar hatta kolay sayılır.

Ben sadece Suriyeli ve Iraklıları kastetmiyorum ve asla ırkçı bir insan değilim bir gazeteci olarak bildiklerimi, düşüncelerimi paylaşmak benim görevim.

         Türkiye üzerinde bir gizli plân olduğunu düşünüyorum çünkü ekonomik olarak yoğun bir yabancı kaynak akımı da söz konusudur. Birçok zor durumda olan şirket özellikle Çin menşeli şirketler tarafından satın alınmış durumdadır. En güzel yerlerde en güzel malikâneler,  villalar, araziler yabancılar tarafından satın alınmıştır. Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya gibi büyük şehirlerde kiralık ev bulmakta zorlanıyoruz çünkü kiralar astronomik düzeyde pahalı çünkü ev sahipleri istedikleri fiyata evlerini kiraya veriyorlar bir kaç yabancı uyruklu kişi veya aile dolar bazında evleri kiralıyorlar veya satın alıyorlar. Kendi ülkemizde birçok sorunlar yaşıyoruz. İşsizlik, yaşam idame güçlüğü, bankalarda, otobüslerde, PTT, hastanelerde, tapu nüfus dairelerinde, belediyelerde ve birçok kurumda her yerdeler her yerde fazlasıyla yoğunluk var ve üzerimizde hesaplayamadığımız kadar yükler var inanın.

         İki gün önce Ankara'da bir semtin otobüsüne binmek üzere otobüs duraklarında ilerliyordum, bütün duraklarda: İranlılar, çekik gözlü Asyalılar ve Uzakdoğulu'lar, Özbekler, Afganlar, Kırgızlar, Sahra altı Afrika ülkelerinden Kenyalılar, Tanzanyalılar, Cezayirliler, Faslılar, Tunuslular, Sudanlılar, Gürcistan’lılar, Romanyalılar, Ukraynalılar vb. İnanın öyle çok siyahi Müslüman fazlalığı ve yoğunluğu var ki inanamazsınız. Otobüse bindim ve otobüsün yarısından çoğu Sudanlıydı Suriyelilere Iraklılar alışmışken şimdi bunlar inanın onları geçmek üzere her semtteler bu kadar işsizlik varken bu kadar insan bu PANDEMİ döneminde öğlen vakti nereden geliyorlar, nereye gidiyorlar açıkçası çok merak içindeyim inanın. Hepsi genç nesil bunların azami 18-24 yaş sınırı dalar. Daha önce de bir yazımda yine değinmiştim asıl tehlike "GİZLİ İŞGAL" dir. Bu çok önemli ve acil olarak üzerinde durulması gereken bir konudur.

         Özür dileyerek bunu yazmak zorundayım. Ankara'da artık fuhuş sektöründe de bunların birçoğu yer almaktadır. (Hepsi ve bütün yabancı uyrukluları tenzi ederim tabiki hepsine bu iddialarda bulunmam mümkün değildir.) Malum pandemi döneminden kaynaklanan mali krizden dolayı bu sektör ve eğlence sektörü de baya sarsılmış durumdadır. Bu yüzden ucuz çalışan ve Türk parası karşılığı çalışan kadınlar vardır ne yazık ki; Benim bildiğim bazı Sudanlı ve Suriyeli Iraklı kadınlar yaşları küçük ve genç oldukları için 150₺ karşılığında bazı semtlerde bu sektörde bireysel olarak çalışmaktadırlar. Yani sektör değişime uğradı daha genç ve daha ucuz çalışanlar tabiki tercih sebebi oldu çok üzgünüm. Normal şartlarda evlerde bakıcı, yardımcı hizmetli, masaj salonlarında çalışan yabancı uyruklu Özbek, Romen, Gürcistanlı vb uyruklu insanların çoğu kaçak olarak çalışmaktadırlar. Yine tekrarla tenzih ediyorum tabiki sözüm yabancı uyrukluların hepsine asla değildir. Bu söz konusu olanların bazıları izin günlerinde de işte bu malum sektörde yer almaktadırlar. Müslüman olan siyahiler tesettür içindedirler fakat İslamiyet’inde farklı bir boyutundadırlar yani bu işi yapanlar şöyleki: Alkol bizde dinimizde haramdır içemeyiz fakat (ot sigara) kullanabiliriz demektedirler zaten ülkelerinde de 9-10 yaşlarında bunu kullanabildiklerini evlerinin bahçelerinde bile yetiştirdiklerini normal olduğunu söylemektedirler. Bu durumları yetkililer de biliyorlar fakat bu sorun nedense çözülemiyor.

         Bu motifli insanlar yüzünden toplumsal kültürümüz bir erozyona uğramıştır. Ahlaksal yapımız oldukça bozulmaya ve bir çöküş içerisine girmeye başlamıştır.

         Ülkemizde bu kadar işsizlik ve ekonomik sorun varken, bu yabancı misafirlerin ısrarla istihdam edilmeleri, gün geçtikçe çoğalmaları açık fakat anlaşılması zor bir durumdur.

         Bir çok aile dramı yaşanmaktadır. Bakıcılık yapan bazı istisnai yabancı uyruklu kadınlar yaşlı erkekleri kandırıp evlenmeye kadar gitmiş para ve mülklerini ele geçirmişlerdir. Bizim Türk erkeklerinde maalesef bir yabancı kadın hayranlığı ve düşkünlüğü vardır. Türk kadınlarının da bunda tabi ki payı vardır bu konuya değinmeme gerek yoktur.

         Zengin yabancılar canım ülkemizin en güzel yerlerinde en güzel evleri, villaları, malikâneleri mülk edinmiş durumdalar. Nereye kadar, ne olacak bu durumlar?

         Artık bu gidişat masaya yatırılmalıdır, üzerinde önemle durulmalıdır;  fazlasıyla MELEZ bir toplum olma yolunda ilerliyoruz.

         Ben kendi ülkemizde, kendimi turist olarak görmeye başlayacağım neredeyse, sizler ne hissediyorsunuz? Bilemiyorum. Ankara da manzara budur.

         2021 yılının Ülkemize ve tüm Dünya'ya huzur, sağlık, refah getirmesini ve 2020 yılının tüm felâketlerini yok etmesini diliyorum. Saygılarımla…

DİĞER YAZILAR
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Uyanık’tan Miraç Kandili Mesajı
Uyanık’tan Miraç Kandili Mesajı
 “Irkçılık Futbolun ve İnsanlığın Düşmanıdır”
“Irkçılık Futbolun ve İnsanlığın Düşmanıdır”