Bugünkü verilere bakınca Erdoğan sonrası denklemi tek bir “halef” üzerinden değil, birkaç ayrı güç merkezinin aynı anda pozisyon aldığı bir geçiş mücadelesi olarak okumak daha doğru.
1. Hakan Fidan — devlet devamlılığı hattı
Bugün beş isim içinde Erdoğan sonrası için en güçlü kurumsal pozisyona sahip kişi bana göre Fidan. Bunun nedeni yalnızca Dışişleri Bakanı olması değil; güvenlik bürokrasisi, istihbarat geçmişi, dış politika tecrübesi ve uluslararası muhataplarıyla devlet mekanizmasının merkezini tanıyor. Buna karşılık Fidan hala Erdoğan’a son derece bağlı bir görüntü veriyor; Temmuz 2026’daki açıklamalarında uluslararası temaslarını açıkça Erdoğan’ın talimatı ve temsilciliği üzerinden tarif ediyor.
Bu yüzden Fidan’ı şu anda “Erdoğan’a alternatif” değil, “Erdoğan sonrası devlet düzeninin doğal adaylarından biri” olarak görüyorum.
1. Abdullah Gül — adaydan çok hakem olabilecek isim
Gül konusunda son aylarda çok önemli bir gelişme var. Haziran 2026’da Gül; Babacan, Davutoğlu, Fatih Erbakan ve Saadet lideri Mahmut Arıkan ile aynı siyasi fotoğrafta yer aldı. Ardından Babacan açıkça “Türkiye Abdullah Gül’ün birikim ve tecrübesinden istifade etmeli” dedi.
Ben bunun Gül’ün yeniden cumhurbaşkanı adayı hazırlanması anlamına geldiğini düşünmüyorum. Daha önemli bir rol ihtimali görüyorum:
Gül, Erdoğan sonrası muhafazakâr merkezin “üst aklı/hakemi” olabilir.
Yani kendisi aday olmayabilir ama Babacan, Saadet, Yeniden Refah, eski AK Parti kadroları ve sistemden rahatsız muhafazakâr elitlerin buluşabileceği meşruiyet merkezlerinden biri olabilir.
Fatih Erbakan’ın Gül adaylığına açıkça mesafeli durması da bu yapının henüz tek aday etrafında birleşmediğini gösteriyor.
1. Ali Babacan — yeni merkez sağ projesinin organizatörü
Babacan’ın Temmuz ayında yaptığı açıklamalar bence çok dikkat çekici. AK Parti’ye alternatif yeni bir yapıdan söz ediyor ve bu modelde CHP’nin bulunmayacağını açıkça belirtiyor.
Bu çok önemli.
Çünkü Babacan artık klasik “muhalefet ittifakı” formülünden ziyade:
AK Parti tabanı + muhafazakâr merkez + ekonomik gerçeklik + sistemden uzaklaşmış eski AK Parti seçmeni üzerinden yeni bir merkez sağ alan arıyor.
Dolayısıyla Babacan’ın hedefi bence doğrudan Erdoğan’ın bugünkü seçmeninin bir bölümünü devralmak.
Ancak Babacan’ın problemi liderlik karizmasından ziyade seçmen içine sızma becerisi. Bu nedenle Gül gibi sembolik bir ismin ağırlığı ona ciddi avantaj sağlayabilir.
1. Ahmet Davutoğlu — aktörlükten sembolik role geçiş
Burada çok önemli bir kırılma gerçekleşti: Davutoğlu 29 Temmuz 2026’da aktif siyaseti bıraktığını ve Gelecek Partisi’nin siyasi faaliyetlerinin sona erdiğini açıkladı.
Fakat hemen ardından, 3 Eylül’de Erdoğan’a yönelik sözleri nedeniyle hakkında Cumhurbaşkanı’na hakaret soruşturması başlatıldı.
Bu çok ilginç bir paradoks yaratıyor.
Davutoğlu artık doğrudan iktidar adayı olmayabilir; fakat Erdoğan döneminin içeriden tanığı konumuna dönüşebilir. Yani siyasi ağırlığı oyundan değil, sahip olduğu geçmiş bilgi ve anlatı kapasitesinden gelebilir.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde Davutoğlu’nun etkisi “parti lideri” olarak değil, AK Parti’nin kuruluş ve dönüşüm döneminin tanığı olarak artabilir.
⸻
Benim gördüğüm asıl büyük denklem
Erdoğan sonrası Türkiye’de üç ana havuz oluşabilir:
Burada 3 denklem var ;
1. Hakan Fidan denklemi
2. Gül-Babacan-YRP ve kopmuş Ak Partililer denklemi
3. CHP ve çevresindeki blok
Benim özellikle dikkatimi çeken ikinci hat.
Çünkü 18 Haziran’daki Gül–Babacan–Davutoğlu–Erbakan–Arıkan fotoğrafı ile Babacan’ın birkaç hafta sonra AK Parti’ye alternatif yeni bir ittifak açıklaması yapması birbirinden tamamen bağımsız iki olay gibi görünmüyor. Bunun organize bir Erdoğan sonrası operasyon olduğunu kanıtlayacak veri yok; ama muhafazakâr merkezde yeni bir siyasi alan arandığını açıkça gösteriyor.
Ve şimdi Erdoğan–Gül soruna geri dönersek…
Bu tablo nedeniyle önceki değerlendirmemi biraz daha keskinleştiriyorum:
Gül ile Erdoğan siyasi olarak gerçekten ayrışmış olabilirler; fakat Gül’ün yaklaşık on yıldır kendisini tamamen tüketmemesi, şimdi çok değerli bir siyasi sermayeye dönüşüyor.
Bence Gül’ün en güçlü tarafı şu:
Erdoğan giderse Gül hâlâ konuşabilir.
Babacan’la konuşabilir.
Eski AK Partililerle konuşabilir.
Saadet’le konuşabilir.
Yeniden Refah’la konuşabilir.
Batı başkentleriyle konuşabilir.
Bu, seçim kazanabilecek olmaktan farklı bir güçtür.
Geçiş dönemlerinde bazen cumhurbaşkanı olacak kişiden daha önemli olan kişi, cumhurbaşkanının kim olabileceği konusunda uzlaşma yaratabilecek kişidir.
Ben Gül’ü giderek bu kategoride görüyorum.
Ve bir öngörümü özellikle kayda düşeyim:
Erdoğan sonrası tartışması açık biçimde başladığında ilk büyük mücadele CHP ile AK Parti arasında değil, AK Parti’nin mirasının kime kalacağı konusunda muhafazakâr dünyanın kendi içinde yaşanabilir.
O zaman karşımıza muhtemelen şu soru çıkacak:
“Erdoğan’ın sistemini kim devam ettirecek?” ile “Erdoğan öncesi AK Parti’nin ruhunu kim geri getirecek?”
Fidan birinci sorunun, Gül–Babacan hattı ise ikinci sorunun etrafında şekillenebilir.
Bence Türkiye’nin önümüzdeki birkaç yılındaki en kritik siyasi fay hatlarından biri tam olarak burası olacak.
Murat Çuhadar
