İHaydaaa bu da nereden çıktı diyeceksiniz ama yazı dizisinin ilk bölümü başlıyor. Konu çok derin ve arap saçı gibi. Bu yüzden yazılarımı sindirerek ve birkaç kez okuyarak anlayın neler olup bittiğine.
Yazdıklarım ve yazacaklarımın hiçbiri duyumdan ibaret değildir. Zaten okuyunca anlayacaksınız.
Bölüm bölüm yazacağım için önce olayların geçmişinden başlayacağım ve ucu kime dokunursa dokunsun umurumda değil. Benim tek derdim Mardin ve Mardin’lilerin haklarının gasp edilmemesidir. Elbette işine gelmeyen ağaların trolleri havlayacaktır ama bu da umurumda değil, köpek susturma konusunda çok şükür deneyimliyim.
Mehmet Tatlıdede’nin neden Başkan olmamasına dair konuya gelince ondan önce Mardin Milletvekili Faruk Kılıç’ın neden Mehmet Tatlıdede’yi aday yapmak için canla başla uğraştığına bir bakalım. Daha sonra dosya, kanıt, iddia her ne varsa Artuklu Belediyesine dair onları zaten konuşacağız bol bol.
Faruk Kılıç Milletvekili seçilmeden birkaç ay önce kendisine yoğun tepkilerim olmasına rağmen sırf parti zarar görmesin diye ve eski Mardin Valisi Mahmut Demirtaş’ın ricası nedeniyle kendisini rahat bıraktım ve canını okumaktan vazgeçtim. Çünkü Parti zarar görmesin ve bütünlük sağlansın diye.
Hatta o dönemden beri Faruk Kılıç ile ilgili çok defa olumlu yazı yazıp hem kendisini, hem toplumu motive ederek siyasi atmosferin gelişmesini sağlamaya gayret ettim. Ama nafile. Bizim Faruk aynı Faruk. Ne değişir, ne de bildiği yoldan geri döner. Ama o yol hayırlı bir yol değil. Bekleyin ve sabredin anlayacaksınız hep birlikte.
Faruk Kılıç’ın Milletvekili olması, seçimi kazanması ve hele hele siyasi dokuya baktığımızda Ak Partinin Mardin’den 2 vekil çıkarması rüya dahilinde bile mümkün değildi. Bu seçimi ne Faruk Kılıç, Ne Muhammed Adak kazanmadı. Bu seçimin tek zafer komutanı Erdoğan İsmi ve Vali Mahmut Demirtaş’tı. Vali Demirtaş insan üstü bir çabayla Mardin’de Ak Partinin 2 vekil kazanmasını sağladı. Bilmeyenler arasın beni anlatayım detaylarını.
Faruk Kılıç’ın İl Başkanlığı döneminde gösterdiği performansın sonucu siyasi ticaretin doğması, şeffaflıktan karanlık odalara geçilmesi, sempatik rol ile dar ve anti demokratik yapının gelişmesi ve tüm kurumların yanı sıra piyasa hakimiyetine yönelik profesyonel yönetim becerisini geliştirmesi oldu. Bunun da detaylarına gireceğiz önümüzdeki yazılarda.
Cuma hutbesinde okunan ayet’te Allah akrabaya yardım etmenizi emreder ayetine sıkı sıkı bağlılığı ise ayrıca konuşacağız.
A.Kadir Tutaşı operasyonuna gelince. Faruk’un İl Başkanlığında gerçekleşen bu operasyonun ana mimarları 13 Meclis üyesidir. Peki Faruk bunun neresindeydi. Faruk görünürde bunun hiçbir yerinde değildi. Hatta ne o günlerde, ne de şimdiye kadar A.Kadir Tutaşı ile ilgili tek kelime negatif bir şey söylemedi. Ama … İşte o ama süreci çok daha farklı. Ayrıca zaten Abo’ya laf etmeyi göze alamazdı ve yemezdi de zaten. Kurban olsun Abo’ya demeyide unutmamak gerek.
Şimdi Faruk Kılıç ve Mahmut Demirtaş araasındaki sıkı bağ şimdilerde aynı ölçüde değil. Ama Faruk’un Vali Demirtaş dönemi, Osmanlının yükseliş dönemiyle aynıydı. Olayın bu tarafı inanılmaz ilginç konularla dolu. Bunları da konuşacağız.
TÜM BUNLARDAN SONRA GELELİM Mehmet Tatlıdedeve Faruk Kılıç’ın yolları nerede ve ne zaman ve nasıl kesişti.
Şimdi çaylarınızı demleyin ve sırtınızı arkanıza dayayarak keyifle okumaya başlayın.
Birincisi ben Mehmet Tatlıdede ile kişisel derdi olmayan biriyim. Asla onunla yüz yüze gelmedim, sesini duymadım, tanımam etmem aslında. Onu bana tanıtanlardan biri de Faruk Kılıç’tır. Yoksa ben nereden bileyim Tatlı Mehmet hırsızmıdırnedir. Ben yetkililerin yalancısıyım. Ayrıca Mehmet Tatlıdedebir keresinde beni Mahkemeye bile vermişti yazdığım yazılardan ötürü. Umarım tekrar verir.
Bu yazacaklarımı kimse inkar edemez çünkü çok şükür teknoloji gelişti ve mahkeme talep ederse tüm kayıtlar verilecek zaten.
Neyse özete gelelim ve bu günkü yazı dizisinin birinci bölümünü kapatalım.
Şimdi önce Faruk Kılıç’a bu soruları cevaplama çağrısında bulunuyorum. Ondan sonra Vahap Alma’ya soracaklarım da var. Kimse kusura bakmasın. Mesele Memleket meselesi ve size yedirmem. Ortalık sizin kumpaslarınıza kalmayacak.
Biraz dinlenelim çünkü daha çok konu var. Midyat ve Veysi Şahin’e yapılmaya çalışılan kumpaslar var. Hayrettin Demir’in siyaset sahnesinden yok edilmesine dair çabalar var. Ohooo var oğlu var işte.
Bakın sizi uyarmıştım. Mardin ve Mardin’lilerin ayarlarıyla oynamayın diye. Burası ringonun dinlenme tesisi değildir diye. Gelin el ele birlikte çalışıp her şeyi Mardin için yapalım diye. Ama dinleyen kim ? DİNLEYECEKSİNİZ …
Bu günkü mektubumun sonuna gelirken daha sonra gözlerinden öpeceğim Muhammed Adak’a selam gönderiyorum. O yerinde oturmaya devam etsin.
Saygılarımla
Murat Çuhadar
