Eskiler Hiç “Ben Buyum” Demezdi…
Murat ÇUHADAR

Eskiler Hiç “Ben Buyum” Demezdi…

Bu içerik 394 kez okundu.

Mardin’in çehresi değişti. Sokağı da, insanı da, idarecisi de. Ama bir zamanlar bu şehrin yükünü omuzlayan, ismini unutmadan, vakarını bozmadan yaşayan öyle insanlar vardı ki… Onlar makamdan, unvandan, gösterişten utanırdı. Şimdi ise utanmazlık marifet, tevazu zayıflık sayılıyor.

Eskiden Mardin’de kimse edebinden dolayı “ben şuyum, ben buyum” demezdi. Vekiller, belediye başkanları, parti liderleri bile unvanlarını diline dolamazdı. Hele hele “aşiret lideriyim”, “kanaat önderiyim” gibi ifadelerle ortalıkta dolanmak ayıplanırdı.

O insanlar, büyük küçük demeden herkese hürmet gösterir, halkla aralarına mesafe koymazlardı. İşte bu yüzden, bedenen aramızdan ayrılsalar da isimleri hâlâ hafızalarda taze, dualarda diri.

Hatıralar canlanırken…

Haydi bir saygı duruşu yapalım hafızamızda. Adlarını anamadıklarım ve ailelerinden şimdiden özür dilerim. Hepsine rahmet, hayatta olanlara sağlık, afiyet ve şükran dileklerimi sunuyorum.

Fehim Adak mesela… Ömrü boyunca “ben buyum” dememiş bir mütevazı yürek.
Rıfat Altundağ… Bölgenin en köklü, en etkili isimlerinden. Devlet gibi bir duruş, insan gibi bir adamdı.
Edip Servet Devrimci, Murat Sadioğlu, Mehmet Saraçoğlu… Belediye başkanlığını gerçekten halka yapmış insanlardı. Nur içinde yatsınlar.

Zeynel Abidin Erdem’i duymayan yok. Uluslararası bir başarı hikayesi, entelektüel bir duruş. Ama kimse “ben buyum” dediğini duymadı.

Derik’ten Necimoğlu ailesi, Midyat’tan Şahin’ler, Kızıltepe’den Dündar’lar, Özmen’ler, Kahraman’lar… Mazıdağ’dan Duyar’lar, Mardin’den Paşavat’lar, Kermo’lar, Ensari’ler…
Bunların büyüklerinden bir tanesi bile “biz şuyuz” diyerek kibirlenmedi. Saygı gösterdiler, saygı gördüler.

Halka hizmeti şeref bilenler

Mehmet Gülcegün bu ülkede bakanlık yaptı. Ama bir kere bile burnu havada gezdiğini gören olmadı. Herkesle tokalaştı, işine koştu, kibirlenmedi. Gülümsemesi, tevazusuyla hafızalara kazındı.

Sincar Aşireti’nin lideri Cemal Sincar, uluslararası saygınlığına rağmen kimseye yukarıdan bakmadı.

Kıdo Şarabi, A. Kadir Falay… Fakir dostu, hak ve adaletin sesi. Ama bir gün bile “ben buyum” diye ortalıkta dolaşmadılar.

Ali Ardo… Mardin İtfaiye Müdürü. Susuzluktan çatlayan kentte sabaha karşı itfaiye aracından su dağıtan, sonra sessizce evine dönen kahraman. Ego mu? Asla!

Mesut Çuhadar… Belediye Başkanlığı, Yazı İşleri Müdürlüğü, binlerce nikah… Ama bir kalp kırmadı, bir makam taslamadı.

Cemil Mataracı, Adnan Bayraktar, Şakir Öngüç, Aziz Baran, Orhan Pamukçu… Ne ihaleye bulaştılar, ne adam kayırdılar, ne hak yediler. Onurla, adaletle görev yaptılar.

Onlar birer abideydi.

Evet… Onlarca değil, yüzlerce şerefli insan geldi geçti bu güzel şehirden. Hepsi birer abideydi, birer hazineydi. Duruşlarıyla, tevazularıyla, hizmetleriyle halkın gönlünde taht kurdular.

Peki ya şimdikiler?

Hadi dürüst olalım.

Bugün bu isimlerin yerinde olanlardan kaç tanesi bu onurla, bu tevazu ile, bu halk sevgisiyle anılıyor? Kaç tanesi halkın kalbinde, dualarında yer buluyor?

Ne diyelim…

Yabo git lo…

DİĞER YAZILAR
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Okul Güvenliği Devlet Politikası Haline Geldi
Okul Güvenliği Devlet Politikası Haline Geldi
Esnaf Odası’ndan Önemli Protokol
Esnaf Odası’ndan Önemli Protokol