Müslümanlık Derhal Yasaklanmalı (!)
Murat ÇUHADAR

Müslümanlık Derhal Yasaklanmalı (!)

Bu içerik 229 kez okundu.

Son günlerde siyasetçi, yazar, akademisyen ve sanatçılardan oluşan 168 kişilik bir grubun “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” başlıklı bildirisi kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Bildiride Türkiye’nin gerici ve şeriatçı bir kuşatma altında olduğu, hatta ülkenin bir tür Taliban rejimine sürüklendiği iddia ediliyor. Bu değerlendirmeler, toplumun önemli bir kesiminde ciddi rahatsızlık oluşturdu.

Özellikle dini ve milli değerlerin kamusal alanda görünür olmasının “laiklik karşıtlığı” olarak sunulması, tartışmanın merkezinde yer alıyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullarda Ramazan ayına yönelik etkinlikler düzenleme planı dahi bazı çevreler tarafından “milli güvenlik sorunu” şeklinde yorumlandı. Oysa bu topraklarda dini gelenekler, kültürel hayatın ayrılmaz bir parçasıdır. Toplumun inanç dünyasını yok sayarak yapılacak bir laiklik savunusu, geniş kitleler nezdinde karşılık bulmakta zorlanacaktır.

Bildiride dile getirilen “Türkiye’nin ABD ve siyonist politikaların etkisi altında olduğu” gibi iddialar da tartışmayı başka bir boyuta taşımaktadır. Amerika Birleşik Devletleri ile ilişkiler, dış politika ekseninde ele alınması gereken ciddi konulardır; ancak iç politik tartışmalarda bu tür ifadelerin kullanılması, meseleyi sağlıklı zeminden uzaklaştırabilir.

Laiklik kavramı ise Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ilkelerinden biridir. Ancak laiklik, din karşıtlığı anlamına gelmez. Devletin tüm inançlara eşit mesafede durmasını ifade eder. İnanç özgürlüğünü güvence altına almak da laikliğin özüdür. Bu noktada sorulması gereken soru şudur: Dini değerlerin kamusal görünürlüğü laikliğe aykırı mıdır, yoksa laiklik tam da bu çeşitliliği korumak için mi vardır?

Kamuoyunda bazı isimlerin de anılmasıyla tartışma daha da siyasi bir boyut kazanmıştır. Örneğin Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi gibi yetkililerin bu tür bildiriler karşısında nasıl bir tutum alacağı merak edilmektedir. Ancak demokratik bir toplumda fikir beyan etmek suç değildir. Fikirlerin cevabı yine fikirle verilmelidir.

Toplumsal kutuplaşmanın derinleştiği dönemlerde karşılıklı ithamlar, hakaretler ve küçümseyici ifadeler çözüm üretmez. Bir kesimi “gerici”, diğer kesimi “değer yoksunu” olarak etiketlemek, ortak yaşam kültürüne zarar verir. Türkiye’nin ihtiyacı olan şey; inançlı ya da seküler, muhafazakâr ya da liberal tüm vatandaşların birbirinin yaşam tarzına saygı göstermesidir.

Dini değerlerin kamusal alanda yaşatılmasını savunmak da, laiklik ilkesinin korunmasını istemek de meşru demokratik taleplerdir. Önemli olan, bu taleplerin toplumu ayrıştıracak değil, bir arada tutacak bir dil ile ifade edilmesidir.

Sonuç olarak mesele, “Müslümanlık yasaklanmalı” gibi ironik ve sert başlıklarla değil; sağduyu, karşılıklı anlayış ve anayasal ilkeler çerçevesinde ele alınmalıdır. Türkiye’nin geleceği, farklılıkların çatışmasında değil; ortak değerler etrafında buluşabilmesinde yatmaktadır.

DİĞER YAZILAR
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
İŞ ADAMI BAKAÇ’TAN TURİZM ÇAĞRISI
İŞ ADAMI BAKAÇ’TAN TURİZM ÇAĞRISI
İki Genç Öğretmen Hayatını Kaybetti
İki Genç Öğretmen Hayatını Kaybetti