DEM PARTİ SEÇMENİNE ÇAĞRI
Murat ÇUHADAR

DEM PARTİ SEÇMENİNE ÇAĞRI

Bu içerik 93 kez okundu.

TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNİ TAZİYE ÇADIRLARI İLE SABOTE ETMEYE KALKAN DEM  PARTİ YÖNETİMİ SİYASİ TERÖRDEN VAZGEÇSİN…

BARIŞIN DİLİNİ VE GELECEĞİNİ KORUMAK HEPİMİZİN SORUMLULUĞUDUR

Türkiye, yıllardır ağır bedeller ödediği terör meselesini geride bırakabilmek için son derece kritik ve tarihi bir dönemden geçmektedir.

Bu sürecin başarıya ulaşması yalnızca devletin, siyasi partilerin veya belirli kurumların değil; Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla, Lazıyla, Çerkeziyle bu ülkenin bütün vatandaşlarının ortak sorumluluğudur.

Tam da böyle hassas bir dönemde, toplumun hafızasındaki acıları yeniden canlandırabilecek, terörü veya şiddeti meşrulaştırdığı izlenimi oluşturabilecek her türlü gösteri, sembol, söylem ve eylem son derece ciddi sonuçlar doğurabilir.

Hiç kimsenin, hiçbir siyasi yapının ve hiçbir çevrenin Türkiye’nin yeniden gerilim, öfke ve toplumsal ayrışma ortamına sürüklenmesine sebep olma hakkı yoktur.

Buradan açıkça ifade ediyoruz:

Terörün yeniden toplumsal meşruiyet alanı kazanmasına izin verilmemelidir.

Hayatını kaybeden insanların acısı üzerinden yeni kutuplaşmalar üretilmemeli; silahlı örgüt mensuplarının yüceltilmesine, şiddetin romantikleştirilmesine veya toplumun sinir uçlarıyla oynanmasına fırsat verilmemelidir.

Çünkü bugün yapılacak en küçük provokasyonun bedelini yarın yine bu ülkenin çocukları ödeyecektir.

Türklerle Kürtlerin kaderi birbirinden ayrı değildir.

Yüzyıllardır aynı şehirlerde yaşayan, aynı sofraya oturan, aynı düğünde halay çeken, aynı acıya ağlayan insanların arasına yeniden duvar örmek isteyen hiçbir anlayış bu ülkenin geleceğinden daha değerli değildir.

Siyasi partilere de sorumluluk düşmektedir.

Bu tarihi dönemde siyasetin görevi toplumsal yaraları kaşımak değil, onları iyileştirmektir. Toplumun ortak barış iradesini zedeleyebilecek davranışlardan kaçınmak, şiddetle arasına hiçbir tereddüde yer bırakmayacak açıklıkta mesafe koymak demokratik siyasetin temel sorumluluğudur.

Vatandaşlarımıza da çağrımız nettir:

Provokasyona gelmeyelim.
Birbirimizi suçlamayalım.
Bir halkı, bir şehri veya bir kimliği birkaç kişinin eylemiyle mahkûm etmeyelim.
Terörün de nefret siyasetinin de karşısında birlikte duralım.

Türkiye’nin ihtiyacı yeni düşmanlıklar değil, yeni bir toplumsal sözleşmedir.

Bu topraklarda artık anneler evlatlarının ardından ağlamasın.

Dağlardan cenazeler gelmesin.

Şehirlerde nefret büyümesin.

Gençlerimiz birbirlerine kimliklerinden dolayı düşman edilmesin.

Bugün vereceğimiz en güçlü cevap şudur:

Silahın karşısında siyaset,
nefretin karşısında kardeşlik,
provokasyonun karşısında sağduyu,
ayrışmanın karşısında ortak vatan bilinci.

Kimden ve hangi siyasi çevreden gelirse gelsin, Türkiye’yi yeniden etnik gerilim ve çatışma ortamına sürükleyebilecek bütün girişimleri reddediyoruz.

Çünkü bu ülkenin geleceği, hiçbir partinin veya örgütün siyasi hesabından daha değerlidir.

Terörsüz bir Türkiye yalnızca güvenlik meselesi değildir.

Çocuklarımıza bırakacağımız en büyük mirastır.

Bu tarihi fırsatı hep birlikte korumalıyız.

Türk’ün Kürt’e, Kürt’ün Türk’e değil; hepimizin teröre, şiddete, nefrete ve provokasyona karşı durduğu bir Türkiye mümkündür.

Ve bugün Türkiye’nin ihtiyacı tam olarak budur.

Murat Çuhadar 
Yaşama Dokunanlar Platformu Başkanı

DİĞER YAZILAR
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
GENÇLİK VE SPOR KONFEDERASYONU’NDAN PETROLSPOR’A DESTEK
GENÇLİK VE SPOR KONFEDERASYONU’NDAN PETROLSPOR’A DESTEK
FİLENİN SULTANI DİLA EL ECZACIBAŞI’NDA
FİLENİN SULTANI DİLA EL ECZACIBAŞI’NDA