Erdoğan Sonrası İçin Taşlar mı Diziliyor?
Murat ÇUHADAR

Erdoğan Sonrası İçin Taşlar mı Diziliyor?

Bu içerik 198 kez okundu.

Türkiye’de son dönemde yaşananları hâlâ tek tek olaylar üzerinden okuyanlar büyük resmi kaçırıyor olabilir.

Muhalefete yönelik operasyonlar artık kimse için sürpriz değil. Ancak son dönemde dikkat çekici olan başka bir şey var: İktidarın kendi geçmişinden gelen isimlere, eski yol arkadaşlarına, medya çevrelerine ve bağımsız güç odaklarına da sınır hatırlatılmaya başlanması.

Son olarak eski Başbakan Ahmet Davutoğlu hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla soruşturma başlatılması, bu tabloya yeni ve önemli bir halka ekledi.

Mesele Davutoğlu’nun ne söylediğinden daha büyük olabilir.

Çünkü Davutoğlu sıradan bir muhalefet lideri değil. Bir dönem AK Parti’nin genel başkanıydı, Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanıydı ve devletin en mahrem karar mekanizmalarının içerisindeydi.

Bugün böyle bir isme soruşturma açılıyorsa, verilmek istenen mesaj yalnızca Davutoğlu’na olmayabilir.

Mesaj şu olabilir:

Eski sıfatlarınız, eski dostluklarınız ve geçmişteki makamlarınız size dokunulmazlık sağlamaz.

Tam da bu noktada Türkiye’nin gerçek siyasi sorusuna geliyoruz.

Erdoğan sonrası ne olacak?

Bence önümüzdeki dönemin en büyük kavgası Erdoğan ile muhalefet arasındaki kavga olmayabilir. Asıl büyük mücadele, Erdoğan’dan sonra Erdoğan’ın oluşturduğu siyasi ve bürokratik sistemin kimin kontrolünde kalacağı üzerinden yaşanabilir.

Çünkü Recep Tayyip Erdoğan yalnızca bir cumhurbaşkanı değil. Yirmi yılı aşan iktidarı boyunca parti, devlet, bürokrasi, sermaye ve seçmen ilişkilerini kendi siyasi ağırlığı etrafında tutan merkez aktör oldu.

Bu merkez ortadan kalktığında sistemin aynı şekilde devam edeceğinin hiçbir garantisi yok.

İşte bu nedenle bugün yaşanan “küçük” operasyonları küçümsemiyorum.

Bir medya mensubuna verilen mesaj, eski bir bakana açılan dosya, geçmişin güçlü bir belediye başkanına yöneltilen uyarı veya eski bir başbakana açılan soruşturma…

Bunların tamamı birbirinden bağımsız olabilir.

Ama hepsi aynı dönemde art arda geliyorsa başka bir ihtimali de düşünmek gerekir:

Erdoğan sonrası dönemde sorun çıkarabilecek bütün bağımsız güç merkezleri şimdiden ölçülüyor, sınırları belirleniyor ve gerekirse etkisizleştiriliyor olabilir.

Çünkü iktidarların en hassas olduğu dönem seçim dönemleri değil, liderlik geçişleridir.

Erdoğan’ın yerine kimin geleceğinden önce cevaplanması gereken soru şudur:

Erdoğan’dan sonra Erdoğan’ın devleti, partisi ve siyasi mirası kimin elinde kalacak?

Hakan Fidan mı?

Selçuk Bayraktar mı?

Bilal Erdoğan mı?

Yoksa bugün henüz ön plana çıkmamış başka bir isim mi?

Bunların tamamı konuşulabilir.

Fakat bana göre isimlerden önce yapı hazırlanıyor.

Siyasi alan daraltılıyor, eski güç merkezlerine sınır çiziliyor, sadakat hatları yeniden belirleniyor.

Bu nedenle önümüzdeki aylarda yalnızca muhalefete yapılan operasyonları değil, AK Parti’nin kendi geçmişinden gelen isimlere yönelik hamleleri çok daha dikkatli takip etmek gerekiyor.

Eğer bu halka genişlerse, Türkiye siyasetinin asıl büyük operasyonunun muhalefete değil, Erdoğan sonrasının güç haritasına yönelik olduğunu anlamamız gerekecek.

Ve o gün geldiğinde bugün yaşanan birçok olay çok daha anlamlı görünecek.

Murat Çuhadar

DİĞER YAZILAR
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
KADERİN KODU: HİSSİ KABLEL VUKU
KADERİN KODU: HİSSİ KABLEL VUKU
GENÇLİK VE SPOR KONFEDERASYONU’NDAN PETROLSPOR’A DESTEK
GENÇLİK VE SPOR KONFEDERASYONU’NDAN PETROLSPOR’A DESTEK