İstanbul'da gerçekleştirilen emitt turizm fuarında Mardin standını gördükten sonra artık uzun zamandır süren suskunluğumu bozmam farz hale geldi. Gerçi kötü olan sadece mardin standı değil tüm standlar berbat ötesiydi. Birkaçı hariç tabi. Konumuz fuar değil, konumuz memleketin geldiği içler acısı hali. 15 Temmuz'dan ders almadığımız gibi, son dönemlerde dünyanın ülkemize ve milletimize ve dinimize gerçekleştirdiği saldırılardanda ders almadığımızı artık çok net görebiliyorum. 40 yılda bir memlekete böyle bir adam gelir diye bir söz vardır halk arasında. Ne tesadüftürki Rahmetli Celal Kayacan valimiz 40 yıl önce mardinde görev yapmıştı ve Nihayet aynı yiğitlikte, ayni ahlakta, aynı şerefte ve aynı adalet duygusuyla tam 40 yıl sonra Mardine bir vali geldi nihayet. Adı Mustafa Yaman... 40 yıl sonra gelen bu valimiz devlet görevi yetmiyormuş gibi birde millet görevinide üstlendi yada üstlendirildi. Artık o Büyükşehirin Belediye Başkanı. Onu övme niyetinde değilim, şunu yaptı bunu yaptı deyipte laf salatası yapmaya gerek yok. Adam 15 Temmuzda kendini gösterdi zaten, övgüler üstü bir duruşla vatan evlatlığını ortaya koydu ve hem halkın gözünde ve gönlünde ve inşallahta Rabbin nazarında rıza kazanmıştır. Ben yarım asıra yakın bir yaşam boyunca birçok vali gördüm mardinde ve çoğuylada yakın çalıştım. Kimi asık suratıyla ve halktan uzak durarak valilik görevini asker teskeresi bekler gibi ifa etti yani bitsede gitsek edasıyla. Kimi valiydi ama kıymetli hanımefendi eşleri daha çok valiydi, ona buna fırça çeker, bürokrata emirler yağdırır ve hatta vali beyimize bile halkın önünde akşam evde görürsün edasıyla yaklaşımlarda bulunmuşluğuda vardı, kimi vali geldi ve stk'lardan plaket alma hevesini aleni ikrar ederek topladı üstün başarılarınıza şükranlarımızla dolu plaketleri ve yeni görev yerine gitti. Kümi valide sadece geldi ve gitti. Ama bu vali başka bişey yaptı. Bu vali hendek kazılırken geldi, sokaklar kan gölüne çevirilmek üzereyken sıvadı kolları, 15 Temmuzda canını ortaya koyarak sokakta savundu devletini ve milletini. yapılmamış hizmetleri, görülmemiş çabaları harcadı mardin için. sıcak çatışmaların orta yerinde geldi ve gelir gelmez başladı anasından emdiği sütü burnundan millet için dökmeye. neşeli halinden, beyefendi duruşundan, sempatik yönetim sisteminden, herkeslere açık kapısından kimseye taviz vermedi. siyasilerin veya birilerinin adamı olmadı. O devletin valisi ve milletin Belediye Başkanı olmayı tercih etti. E diyeceksinizki nasıl olduda bu adamın başını yemediler. Çok basit... Çünkü Ceyda Bölünmez ve Orhan Miroğlu gerekeni yaptılar ve sadece kendi işlerine baktılar. Böylelikle herkes rahat, herkes mutlu ve herkes adam gibi çalışmış oldu. Buraya kadar herşey yolunda ve normal... Amaaa gel görki vali herşeyi bilmez ama ben bilirim... Çünkü ben 46 yıllık mardinliyim ve yarım asırdır herkesin ruhunu bilirim orada. Sayın vali oraya gittiğinde sadece önünde bulduğunu ve görevde gördüğünü bilir. süreç içerisinde ise kısmen hatta minnacık tespitlerle yavaş yavaş anlar neyin ve kimin ne olduğunu, tam anlayacakkende malesef görev süresi dolar ve başka yere hizmete doğru yol alır. O zamanda gerek kalmaz geri kalan detaya. İnsanlar sıcak ve vatansever gözükür laf cambazlığında. senin gibi vali yoktur derler ve canımız yoluna kurban olsun falan filan derler taaaakii merkeze alınana kadar. kimi kendini iş adamı diye tanıtır ve ayrılmaz vali beyimizin dizinin dibinden, iş yerinde evinde sosyal hayatında hep onu omuzda taşıma rolündedir. Kimi tesadüfen yada memleket boş kalınca karakaçan kral olur ya işte o cinsten birileri bir yerin başına gelmiştir ve sanki memleket kurtarmış gibi başlarla vali beyimize kendilerinin ne kadar önemli ve özel olduklarını anlatmaya, kimileri gazeteci rolünde çıkarlar karşısına ve memleketin akil adamları kendileriymiş gibi büyük bir kibir ve üstün ırktan gelmiş bir edayla vali beyimize kendilerini önemsetmeye kıç yırtarlar. kimileri aşiret ayağıyla mardinin temel taşı olduklarını hissettirmeye çalışırlar ama aslında hanımları bile evde sözlerini dinlemez. kimileri bürokrattır ve gecelerini gündüzlerine katıp memleketin fedaisi rolünde hiç birşey yapmadan çok şey yapmış gibi yılgın ve bitki duruşlarla takdir toplamaya çalışırlar vali beyimizden..... Şimdiiiii... bu zerzavat takımının alayının korkulu rüyası benim yani bendeniz Murat Çuhadar... bunların hepsi ismimi duydukları anda başlarlar vali beyimize veya vekillere veya dışardan herhangi birine aman haaa derler. Murat tehlikelidir falan der ve çamurlamaya çalışırlar. Çokta tınnn. İşte bu salata takımından dolayı mardinin gerçek kahramanları gölge altında kaldı ve bunların çirkefliklerinden ötürü ve tabi emdikleri sütün temizliği ve edepleri gereği seslerini çıkarmadılar. Bu yüzden bende karar verdim, ömrümün en büyük imzası ve hizmetini bir kitap yazarak gelecek kuşakları koruma adına damga vurmaya. Bu yüzden dedimki kitabın ismi VALİ BİLMEZ BEN BİLİRİM olsun. benim fıtratımda kimsenin arkasından konuşmak yoktur, bu yüzden en açık haliyle, adıyla soyadıyla yediği her türlü haltıyla, sarmısak kokan ağzıyla, donundaki yamayla, neyiyle varsa onunla yazdım bu kitabi. yani erkeklere özel erkekçe yazdım. gözünün yaşına bakmadan yazdım, tefeciliği yaparken zikre gidenide, namusuzluğu yaparken millete nasihat edenide yazdım. bir kimsenin ayıbını örtmek esastır amaaaa ben bir ayıp yapmadığım halde ayıplandırılmış gibi davrananlara değil yada herhangi bir şeyin intikamını almak için falan hiç değil. sadece bir daha bu ülke 15 temmuz daha yaşamasın diye yazdım, bir daha ülkemde cehalete ve zorbalığa pirim verilmesin diye yazdım, kibre yalana şerefsizliğe çanak tutulmasın diye yazdım. Bir daha emitt fuarı olursa görevdeki kişiler işlerini adam gibi yapsı diye yazdım. şehrimde işsiz gencim kalmasın diye yazdım, milletin anası ağlamasın diye yazdım. siz valiyi kandırabilirsiniz ama beni kandırmayı başaramazsınız çünkü kilonuz kaç parayı en iyi ben bildiğim için yazdım. sizin gibi yüze gülüp arkadan kahpece vurmayı bilmediğim için yazdım. Kısacası alayınıza lolo. ben Mardinin şerefli evlatlarının ve geleceğe yetiştirdiğimiz neslin adam gibi yaşamasına can vermek istediğim için yazdım. bir daha muhtar seçecekseniz, başkan seçecekseniz, vekil seçecekseniz adam gibi birilerini seçmeyi bilin diye yazdım. memleket kan ağlıyorken birilerinin ortalığı yeşilçam sanıp artistlik etmemeleri için yazdım. biliyorum benden çok korkuyorsunuz, korktuğunuz başınıza geldi. bunu anlayın diye yazdım. seni seviyorum mardin. Seni seviyorum mardinli. bunu senin için yazdım....
