YAŞAMA DOKUNANLAR PLATFORMU BAŞKANI VE SOSYAL SİYASET UZMANI MURAT ÇUHADAR’IN
24 HAZİRAN SEÇİM SONUÇLARI İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI
Saygıdeğer Vatandaşlar ;
Türk siyaset tarihinin belki de en kritik ve en önemli seçimini büyük bir seçmen katılımıyla ve suruç olayları dışında selametle bitirdik. Ülke olarak yeni dönemin hepimize hayırlara vesile olmasını diliyor ve artık her vatandaşın bu dönemde ülke kalkınması için aktif hareket gerçekleştirmesi gerektiğini düşünüyorum. Kalkınma denince elbette ekonomik kapsamdaki kalkınma en önemli unsurdur ama sadece ekonomik kalkınma sağlama çabasıyla ülkemizdeki diğer hayati sorunların çözülmesi mümkün değildir. Dış mihrakların ve Türkiye’ye dost olmayan ülkelerin yoğun provakatif eylemlerinin ayyuka çıktığı bir dönemde, ülke olarak daha dikkatli söylemler ve eylemler içerisinde olmalıyız. Bu seçim sonucuna baktığımızda aslında seçim kazanmadan çok, seçmenin verdiği mesaj daha dikkat çekti. Ak Parti iktidarı yeniden teveccüh kazandıysa da ben bunu zafer olarak görmüyorum. Çünkü Ak Parti’den ziyade bu seçimin galibi yine Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmuştur. Dolayısıyla parti teşkilatlarının, yerel yönetimlerin ve bağlı örgütlerin bu seçimde başarı gösterdiklerini düşünmüyorum. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Ak Parti iktidarının yaptığı temizlik ve yenilenme operasyonu belli ki istenilen sonucu almaya yetmemiştir. Recep Tayyip Erdoğan’ın yenikapı’da yaptığı mitingde gövdesini ve gücünü ortaya koymuş ve o meydanda toplanan halkın oyu sandığa yansımıştır. Ancak CHP Adayı Muharrem İnce’nin Maltepe Mitinginde 5 milyon seçmeni toplaması tamamen psikolojik algı inanışına dönüştürülmüş ve sonuç vermemiştir. Demek ki o meydana toplanan 5 milyon kişinin 4 milyonu bir arkadaşa bakıp çıkmak için toplanmış ve dolayısıyla yeni lider doğuyor stratejisi ile parlatılmaya çalışılan Muharrem İnce toplumda karşılık görmemiş ve Türkiye lider olarak Recep Tayyip Erdoğan’a yola devam demiştir.
KANDİL’İN KAYYUMLARINDAN SONRA, DEVLET’İN ATADIĞI KAYYUMLARDA SINIF GEÇEMEDİ :
Terör örgütü Pkk ve siyasi uzantılarının Güneydoğu illerinde seçtirdikleri Belediye Başkanlarının tamamı görevden alınmış ve yerlerine vali ve kaymakamlar atanmıştır. Ancak hendek olayları ve terörün yarattığı yıkımlara rağmen HDP Bölgede yine müthiş bir oy oranıyla ortaya çıkmıştır. Örneğin Nusaybinde hendek’ten sonra devletin vatandaşa açtığı kucağa rağmen, evini barkını yıkanın pkk olmasına rağmen. Çoluğunu çocuğunu perişan edenin pkk olmasına rağmen maalesef halk oyunu yine HDP’ye vermiştir. Bu diğer yerlerdede aynı sonuç vermiştir. Demek ki burada birkaç konuyu analiz etmek gerekiyor. Birincisi Kayyumlar başarısız oldu ve halka gerçek manada inemedi. Toplum bilinçlendirme yapamadı. İkinciside halk şu mesajı verdi iktidara, bize altından zümrütten yollar bile yapsanız nafile. Biz sadece kimlik haklarımızı, sosyal kültürel haklarımızı ve demokratik haklarımızı istiyoruz dedi. Ve şunuda ekledi, daha birçok hendekte yaşamlarımız bitsede biz bu taleplerimizden vazgeçmeyeceğiz dedi. Ak Parti güneydoğu teşkilatlarının neredeyse tamamı yanlış isimlere ve aşiret mensuplarına teslim edilmiştir. Oysa Erdoğan’ın bu yıkılmaz zaferinin en büyük iksiri DENEYİMLİ SİYASETÇİ duruşunu göstermiş ve halkı bu konuda ikna etmiş olmasıydı. Ancak gelin görünki Güneydoğu teşkilatlarına atanan isimler bu meziyetlerden tamamen uzak ve liyakat sorunu taşıyan kişilerden oluşmuş ve bu oluşum işte böyle HDP’nin zafer sürdürmelerine neden olmuştur.
KÜRT HALKI HEM KANDİL’E POSTA KOYDU, HEMDE KTİDARA MESAJ VERDİ …
Kürtler 24 haziran seçiminde Selahattin Demirtaş faktörüne rağmen ülke genelinde hiç kimseye pirim vermedi. CHP’nin stratejik oyunları, FETÖ’nün etek altı destekleriyle meclise girmeyi başardı. Oysa oy oranlarına denkleştirme yaptığınızda HDP Ülke genelinde reel oyunu bir kez daha ortaya koydu ve bu oy oranı sadece % 5 olarak yine tescillendi. Kürt halkı şunu dedi Kandil’e “ Elini üzerimizden çek “ ve Hükümete ise şu çağrıyı yaptı “ Gözün Üzerimizde olsun, üvey evlat değiliz.” Bu mesajı o kadar edepli ve o kadar net verdiki artık bundan sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan’a kalmıştır. Kürt halkı özerklik, federasyon, konfedarasyon falan istemiyor. Bu istekler sadece Kandil istekleridir. Kürt halkı asimile olacak bir gelecek istemediğinden kimlik koruma hakkı istiyor. Ana dilde eğitim istiyor. Sosyal, kültürel ve ekonomik haklar istiyor ve bu istekleri neticesinde 24 haziran’da Erdoğan’ aslında şu mesajı verdi. Açılım paketi falan istemiyoruz. Biz eylem paketi istiyoruz ve bunu bize ver dedi. Umud ederimki sayın Erdoğan Yeni Başkanlık sistemi içerisinde oluşturacağı birimler ve atayacağı isimler bu sorunları çözmeye vakıf kişilerden oluşur. Güneydoğu Irak’tan hatta vietnamdan bile daha derin bir çukurdur. Gelin bu çukuru hep beraber dolduralım ve girdapları yok edelim.
SEN KAZANDIN, BEN KAZANDIM DEĞİL. BİZ KAZANALIM…
Bölünmüşlük göstergelerinin doğduğu. Kutuplaşmaların daha da derinleştiği ve ayrı görüşlerin bir birlerine kinle seslendiği bir ülke oluşturulmak isteniyor. Sağduyulu herkes bu konuya dikkat etmeli ve BİZ olgusunu topluma yeniden aşılamalıdır.
KÜRT HALKI DEMİRTAŞI DEĞİL
KÜRT HALKI KANDİL’İ DEĞİL
KÜRT HALKI APO’YU DEĞİL
KÜRT HALKI AYDINLIK BİR GELECEĞİ VE İSTİKBALDE GARANTİYİ İSTİYOR.
Kürt Halkı Demirtaş’a, HDP’ye, Kandil’e yada Apo’ya teslim edilemeyecek kadar asil ve bu toprakların sahibi olan bir halktır ve Kürt halkı artık yeni dönemde bir daha kullanılamayacaktır. Eğer illaki bir sözcü gerekiyorsa Kürt halkına, canımla beraber hazırım halkların ve hakların kardeşliğine. Ancak Türk İslam sentezinin oluşturulması, demokrasinin daha zirveleştirilmesi ve üreten, çalışan, başaran bir toplumun ortaya çıkması için tek el, tek ses, tek adam, tek düşünce olmaz. Başarı ve müreffeh bir Türkiye için TEK DEVLET, TEK MİLLET, TEK BAYRAK VE TEK VATAN Olmamız gerekiyor.
Murat ÇUHADAR
Yaşama Dokunanlar Platformu Başkanı
[email protected]
0 532 404 41 07
