1,5 Yıllık Kâbustan Dakikalar İçinde Özgürlüğe
Hayatımın en zor dönemini, bir aşı sonrası başlayan ve tam 1,5 yıl süren bir sağlık sorunu belirledi. Sebebini tam olarak bilemesem de COVID aşısından sonra yaşadığım bu durum, yalnızca bedenimi değil ruhumu da yıprattı.
Aşı yapıldığı anda kolumda anormal bir sertlik hissettim. Önce bunun geçici bir ağrı olduğunu düşündüm. Ancak dakikalar içinde omzumdan başlayarak koluma yayılan keskin ve yakıcı bir acı başladı. Kolumu hareket ettiremiyor, en küçük bir kıpırtıda bile sanki omzumun içinden bir şey kopuyormuş gibi hissediyordum. O gün başlayan kilitlenme, aylarca sürecek bir kâbusun ilk perdesiydi.
Umut Arayışı: İstanbul’un En İyileri
İlk günlerde bunun geçici bir yan etki olduğunu düşündüm. Fakat haftalar geçmesine rağmen hiçbir düzelme olmadı. Bunun üzerine İstanbul’daki büyük ve donanımlı hastanelerde çözüm aramaya başladım. Alanında isim yapmış ortopedi uzmanları, profesörler, özel hastaneler…
Her randevu yeni bir umut demekti. Her tetkik sonucu yeni bir beklenti. MR’lar, ultrasonlar, muayeneler… Fakat sonuç hep aynıydı: Net bir teşhis yok, kesin bir çözüm yok.
Ağrılarım dayanılmaz boyutlara ulaştığında ağır, hatta narkotik ağrı kesiciler kullanmak zorunda kaldım. O ilaçlar ağrıyı tamamen geçirmiyor, yalnızca birkaç saatliğine sis perdesi çekiyordu. Sonrasında her şey yeniden başlıyordu.
Aylarca fizik tedavi gördüm. Seans üstüne seans… Egzersizler, cihazlar, sıcak uygulamalar… Her seans sonrası “Belki bu kez açılır” diye umutlanıyordum. Ama kolum sanki inat etmişti; kilitli kalmaya devam etti.
Günlük Hayatın Çöküşü
Zamanla sorunum yalnızca fiziksel bir problem olmaktan çıktı. Günlük yaşamımı felç etti.
Giyinmek başlı başına bir mücadeleydi. Tişört giymek, montun kolunu geçirmek saatler süren bir operasyona dönüşüyordu. Yemek yerken kolumu rahatça kaldıramıyor, çatalı ağzıma götürürken yüzümü buruşturuyordum. Duş almak işkence gibiydi. Saçımı yıkamak için başımı eğiyor, tek kolumla denge kurmaya çalışıyordum.
En zor olan ise bağımsızlığımı kaybetme hissiydi. Basit görünen eylemler için yardım istemek zorunda kalmak, insanın iç dünyasında derin yaralar açıyor. 1,5 yıl boyunca hem bedenim hem de ruhum yıprandı. Umudum azaldı, hayal kırıklıklarım büyüdü.
Nusaybin’de Bir Kapı
Bir gün yolum Mardin’in Nusaybin ilçesine düştü. Orada yaşayan bir arkadaşım halimi görünce ısrarla, “Bizde çok iyi bir ortopedi uzmanı var, bir de o görsün seni,” dedi.
İçimden gülmek geçti.
İstanbul’daki en donanımlı hastanelerin, en ünlü doktorların çözemediği bir sorunu, küçük bir ilçedeki hastanede bir doktor mu çözecekti?
Ama arkadaşımın ısrarı karşısında daha fazla direnemedim. “Zaten kaybedecek ne var?” diyerek hastaneye gittim.
Sessiz Bir Güven
Karşımda az konuşan, ciddi, mesafeli bir doktor vardı: Op. Dr. Mehmet Afşin Karaoğlan.
Sorunumu, 1,5 yıllık süreci, yaşadığım hayal kırıklıklarını tek tek anlattım. O ise dikkatle dinliyor ama dramatik bir tepki vermiyordu. Ne büyük sözler söyledi ne de uzun açıklamalar yaptı.
Bir anda, sakin bir ses tonuyla, “Bu sorunu 10 dakikada çözerim. Ama biraz canın yanacak. Dişini sıkarsan rahatça hayatına devam edersin,” dedi.
O an içimde iki duygu çarpıştı: Umut ve korku.
1,5 yıl boyunca çözülemeyen bir problem 10 dakikada mı bitecekti? Bu iddia gerçek olamayacak kadar cesurdu. Hatta bana çılgınca geldi.
Korku ile Özgürlük Arasında
Doktor, eczaneden bir iğne almamı söyledi. “Acıyı daha az hissedersin,” dedi.
On dakika sonra elimde iğneyle geri döndüm. Kalbim hızla atıyordu. O an zihnimde tek düşünce vardı: “Ya daha kötü olursa?”
İğne hazırlandı. Ben titriyordum. O ise sakindi. Beni rahatlatmak için uzun konuşmalar yapmadı. Psikolojik destek vermeye çalışmadı. Sadece işine odaklandı.
İğneyi omzuma yaptıktan sonra ayağa kalkmamı ve duvara yaslanmamı istedi. Bu talimat korkumu artırdı. Ardından arkadaşımdan beni tutmasını rica etti.
Ve saniyeler içinde, omzuma yaptığı güçlü ve kararlı bir manevrayla…
Kolum açıldı.
O An
Bir anda omzumdan yayılan bir rahatlama hissettim. Sanki yıllardır sıkışmış bir kapı aniden açılmıştı. Kolumu kaldırdım. İndirdim. Çevirdim.
Ağrı yoktu. Kilitlenme yoktu.
Gözlerim doldu. 1,5 yılın yükü o saniyede üzerimden kalkmıştı. O an bir hekimin mesleğinin ne kadar hayati ve ne kadar kutsal olduğunu tüm benliğimle hissettim.
Az konuşan, gülmeyen, gösteriş yapmayan o doktor; aslında en büyük şeyi yapmıştı: Hayatımı geri vermişti.
Öğrendiğim Ders
Bu deneyim bana çok şey öğretti.
Gerçek bilgi sessizdir.
Gerçek ustalık gösteriş yapmaz.
Gerçek hekimlik, şov değil çözüm üretir.
Metropolde harcadığım paralar, zaman ve umutlar; taşrada, mütevazı bir hastanede birkaç dakika içinde anlamını yitirdi.
Op. Dr. Mehmet Afşin Karaoğlan yalnızca işini yaptı. Ama o işi, benim için bir hayatın yeniden başlaması demekti.
Hayatım boyunca unutmayacağım bir deneyim…
Bir doktor…
Bir hayat…
