ÖNCE ALLAH …
Yine uzun bir yazı yazacağım. Ama bu yazıyı okumadan önce lütfen gözlerinizi kapayın ve bir an Yüce Rabbin huzuruna çıkmış gibi hissedin kendinizi. Ona hesap vereceğiniz anda neler yaşayacaklarınızı hayal edin. Yaptıklarınızı, yapmadıklarınızı. Günahı ve sevabı düşünün. Sonra da bu yazıyı Allah korkusu taşıyarak okuyun ve öylece yorumlayın. İki yiğit kardeşim, Esat Eldem ve Mehmet Özkan ile birlikte Mardin’i yönetme yolunda Bismillah dedik ve kolları sıvadık. Artuklu Belediye Başkanlığını almaya ve Mardin’i hak ile, adalet ile, cesaret ile, vizyon ile, projelerle ve azimle yönetmeye karar verdik. Elbette zor ve kutsal bir göreve talip olduğumuzun farkındayız. Yazımın başında dedim ki Allah için adaletle ve objektif olarak okuyun bu yazıyı. Çünkü bu yazı sizin ve ailenizin istikbalini ilgilendiriyor. Bu güne kadar nasıl bir Mardin yönetildi, isterseniz bir düşünün.
• Halkım işsiz iken, istihdam yerine saltanat süren ve ihalelerle bir kısım kesimin mutlu olduğu bir Mardin vardı.
• Gençlerim kendilerine istikbal ararken, karşılamalar, uğurlamalar, şatafatlarla uğraşan yönetimler vardı güzelim Mardin’de
• Çocuklarımız oyun ve eğitim alanında güçlendirilecekleri yerde, abuk sabuk kaydıraçlar ve sözde birkaç parkla avunduruldular
• Kadınlarımız eziyetin her türlüsünü çekerken, yılda bir kez bile alamadıkları ayakkabı hayalini unuttular bile.
• Güya tarih ve kültür kenti olan mardin’de, tarih ve kültür ayaklar altına alındı. Sözde katılmaların yapıldığı saçma sapan fuarlarda bile Mardini tanıtmak ve kaynak yaratmak yerine, çay çorba içilip gelindi ve verilen tonlarca paralar havaya uçtu gitti. Uçup giden haklarımızdı aslında.
• Yenişehir bölgesindeki çarpık kentleşme, şehir merkezlerindeki çöp ve kirlilik hiç kimsenin umurunda olmadı.
• Halen daha eşeklerle toplanan çöplerden kimse utanmadı
• Yol kaldırım ve asfaltlama çalışmalarındaki başarısızlıklara kimse ses çıkaramadı. Yere gömülen trilyonların nereye gittiği bilinmedi
• Sözde gerçekleştirilen sempozyum, seminer ve benzeri çalışmaların halka hiç faydası oldu mu ?
• Düşünün bir şehrin spor takımı kalacak yer bulamıyor ve fıtbolcuları sürekli kaldıkları otelden dışarı atılıyor.
• Düşünün ki okul ve eğitim ihtiyaçları için insanlar burs alabilmek için resmen kapılarda yalvarıyor. Mardin bunu hakediyormu ?
• Düşününki gençlerin bir partiye mensup olmadan bir iş bulabilmeleri neredeyse imkansız hale geldi ve düşüncenden ötürü dışlanan bir grup oluştu. Bu mardinli gençlere revamı ?
• Düşününki top yekün bir şehir el pençe divane durdurulmaya çalışılıyor. Bu Hakmı ?
• Düşününki gruplaşma ve kutuplaşma şehri yönetiyor. Bunun sonu felaket değilmidir ?
• Düşününki halen insanlar takım yada parti tutuyor. Bu cahillik değilmidir ?
• Düşün be adam. Çocuğunun hakkı yeniyor !!!
• Düşün be adam gençlerinin geleceği kararıyor !!!
• Düşün be adam evine ekmek götüremiyorsun !!!
• Düşün be adam, Hak ve adaletten uzak tutuluyorsun !!!
• Düşün kardeşim düşün. Geleceğin ve bu günün karanlıklarda geçiyor
BİRDE ŞUNU DÜŞÜNÜN …
• Düşünün ki birileri geliyor ve yaşamınıza dokunuyor
• Düşünün ki çocuklarınıza yabancı diller okulları açılıyor ( ÜCRETSİZ )
• Düşünün ki Gençlerinize istihdam yaratılıyor. Hemde ayırım yapılmadan
• Düşünün ki şehrinizde fuarlar ve festivaller hatta karnavallar yapılıyor
• Düşünün ki kadınlarımız için mahalle sanayileri açılıyor ve dumanı tüten mutlu mardin oluşuyor
• Düşünün ki dünya genelinden üniversiteler Mardin’e gelip Mardin’i çalışıyor
• Düşünün ki aydınlanan, gelişen ve yıldızı parlak bir mardin doğuyor
• Düşünün ki Mardin’i Dünya’ya tanıtacak ARTUKLU TV kuruluyor
• Düşünün ki Belediye Meclisi dışında, birde Halkın Meclisi ile tüm STK’lar Muhtarlar ve halk katılımlı Meclis Mardin’i yönetiyor.
• Düşünün ki bir Belediye Başkanı değil, Belediye’yi Başkanlık konseyi yönetiyor.
• Düşünün ki her renk, her dil ve her din birlikte çalışıyor. Sosyal adalet ve toplumsal barış yükseliyor.
• Düşünün ki Mardin kalesinden dünya’ya havai fişekler sergiliyoruz ve tıkı eskisi gibi kaleden papatyalar doğuyor
• Düşünün ki bir şehrin en marka yönü kültür ve sanatı olmuş ve kültürümüz ile sanatımızı ihraç ettiğimizi düşünün
DÜŞÜNEMEYECEĞİNİZ KADAR ÇOK İŞİMİZ VAR. BU YÜZDEN BİZ BAŞKA İŞLERLE UĞRAŞMAYACAĞIZ.
Dediğim gibi, eleştirecekseniz Allah korkusu ile eleştirin.
