Zaman, durmadan akıp giden bir kum saati gibidir. Her geçen saniye geri gelmeyecek bir anı alıp götürür. Buna rağmen çoğumuz, sanki bu dünyada sonsuza kadar yaşayacakmışız gibi davranırız. Oysa bir sanat eserinde dile getirildiği gibi, insanın kendine sorması gereken en basit ama en derin soru şudur: Dünya kime kalmış? Bu sorunun cevabını aslında herkes bilir; fakat çoğu zaman kabullenmek istemez.
Hayatın telaşı içinde insanlar çoğu zaman asıl önemli olanı gözden kaçırır. İş, para, makam ve gündelik sorunlar arasında koşuştururken en yakınımızdaki insanların değerini fark etmeyi unuturuz. Oysa bir gün dönüp baktığımızda, sahip olduğumuz maddi şeylerin büyük bir kısmının anlamını yitirdiğini görürüz. Geriye kalan tek gerçek değer, kurduğumuz insan ilişkileri ve bıraktığımız hatıralardır.
İnsan hayatındaki en ağır duygulardan biri pişmanlıktır. Özellikle de birine söylemek istediğimiz sözleri zamanında söyleyememiş olmak, aramak isteyip de arayamamak ya da kırgınlıkları sürdürmek… Bir gün o insanın artık hayatımızda olmadığını öğrendiğimizde, “keşke” kelimesi kalbin en ağır yükü haline gelir. İşte bu yüzden kırgınlıkları ertelemek, sevgiyi ifade etmeyi geciktirmek çoğu zaman geri dönüşü olmayan bir hataya dönüşebilir.
Dünyanın geçiciliğini anlamak insanı karamsarlığa değil, aksine daha anlamlı bir hayata yönlendirir. Çünkü insan o zaman gerçek değerin ne olduğunu fark eder. Bir dostun hatırını sormak, bir kardeşe sarılmak ya da sevdiğine “seni önemsiyorum” diyebilmek bazen en büyük iyilik olur. Bu küçük gibi görünen davranışlar, bir insanın kalbinde silinmeyecek izler bırakır.
Tarih boyunca ne krallar, ne zenginler, ne de güçlü insanlar dünyada kalıcı olabilmiştir. Hepsi gelip geçmiştir. Fakat insanların kalbinde bıraktıkları izler yaşamaya devam eder. Bu yüzden insanın geride bırakacağı en değerli miras; sevgisi, samimiyeti ve hatırlanacak güzel davranışlarıdır.
Belki de yapılması gereken şey çok basittir: Yarın çok geç olmadan bugün birine ses vermek. Bir kırgınlığı sonlandırmak, uzun zamandır konuşmadığımız bir dostu aramak ya da sevdiğimiz birine içten bir “merhaba” demek… Çünkü hayat gerçekten de birbirimizi kırmaya değmeyecek kadar kısa, sevgiyle doldurulamayacak kadar kıymetlidir.
