Kolacıların Efendisi Mehmet Sait Kaya
Mehmet Sait KAYA

Kolacıların Efendisi Mehmet Sait Kaya

Bu içerik 71 kez okundu.

Batman’ın tozlu ama samimi sokaklarında, güneşin asfaltı ağlattığı o meşhur yaz günlerinden biriydi. Saat öğleyi çoktan geçmiş, gölgeler bile sıcaktan kaçacak yer arıyordu. İluh Deresi’nin serinliği her zaman herkese yetmezdi; işte tam da bu yüzden, şehrin pusulası tek bir ismi gösterirdi: Mehmet Sait Kaya.

O, yalnızca bir esnaf değildi. O, Batman’ın içecek kültürünü şekillendiren, sıcağa karşı verilen sessiz mücadelenin ustasıydı. Şişelerin dilinden anlar, kolaya karakter kazandırırdı. Halk arasında ona boşuna “Kolacıların Efendisi” denmiyordu.

1. Bir Dükkândan Fazlası: Buz, Sabır ve Ustalık

Mehmet Sait Kaya’nın dükkânına adım atmak, sıradan bir alışveriş değil; adeta bir ritüele tanıklık etmekti. Tezgâhın arkasında kaynayan bir ocak yoktu. Onun dünyası, buz gibi suyla dolu metal kovaların içindeydi. Şişeler orada dinlenir, aceleye gelmeden, sabırla ideal soğukluğa ulaşırdı.

Onun kolası fabrikadan çıktığı haliyle içilmezdi. Çünkü Mehmet Sait Kaya’ya göre kola, ancak doğru ellerde “can bulurdu.”

Sırrı sıcaklıkta değil, zamandaydı. Şişeler ne eksik ne fazla soğutulurdu. Kapağı açıldığında çıkan o “fıss” sesi, Batman Ovası’nda esen rüzgârı bastıracak kadar net ve ferahlatıcıydı.
Oran meselesinde ise efsaneydi. Hangi bardağa ne kadar buz, hangi şişeye ne kadar limon sıkılacağını gözü kapalı bilirdi. Bu bir tarif değil, yılların verdiği sezgiydi.

2. Bir Yudumda Şehri Hissetmek

Günlerden bir gün, şehre uzak diyarlardan asık suratlı bir gezgin geldi. Çok yer görmüş, çok tat denemişti. “Dünyayı gezdim,” diyordu, “en pahalı içecekleri içtim. Beni ne serinletebilir ki?”

Batmanlılar onu tereddütsüz Mehmet Sait Kaya’ya götürdü.

Kolacıların Efendisi, telaşsızdı. Şişeyi buzlu kovadan çıkardı; elleri soğuktan kızarmıştı ama yüzünde en ufak bir acele yoktu. Bardağı hazırladı, o meşhur dokunuşunu yaptı ve gezgine uzattı.

Gezgin ilk yudumu aldığında gözleri fal taşı gibi açıldı. O an, sanki Raman Dağı’nın zirvesinden süzülen kar suyu boğazından aşağı akmış gibiydi. Yüzündeki tüm yorgunluk silindi.

“Bu sadece bir kola değil,” dedi hayranlıkla.
“Bu, Batman’ın misafirperverliğinin şişelenmiş hali.”

3. Tabureler, Sohbetler ve Serinleyen Gönüller

Mehmet Sait Kaya’nın dükkânı yalnızca serinlemek için uğranan bir yer değildi. Önündeki tabureler, Batman’ın gündelik hafızasına tanıklık ederdi. Esnaf, işçi, öğrenci, yolcu… Herkes orada kısa bir mola verir, kolasını yudumlarken hayatı biraz yavaşlatırdı.

O, yalnızca harareti almazdı; insanın içini de ferahlatırdı. Vakur duruşu, işine duyduğu saygı ve sessiz ustalığı, gelenlerin zihnine kazınırdı.

4. Bir Efsanenin Ardından

Bugün Batman’da buz gibi bir şişe açıldığında, eski topraklar hâlâ iç çeker. Çünkü herkes bilir:“Herkes kola satar ama
kimse Mehmet Sait Kaya gibi o tadı veremezdi.”

Mehmet Sait Kaya, ardında tabela değil; bir şehir hafızası bıraktı.
Bir yudumda serinleyen boğazlarda, yaz sıcağında edilen dualarda ve hâlâ anlatılan hikâyelerde yaşamaya devam ediyor.

Kolacıların Efendisi’ne selam olsun.
Batman’ın serin yüzüne, buzlu kovaların ustasına, bir mesleği sanata dönüştüren o isme…

DİĞER YAZILAR
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Okul Güvenliği Devlet Politikası Haline Geldi
Okul Güvenliği Devlet Politikası Haline Geldi
Esnaf Odası’ndan Önemli Protokol
Esnaf Odası’ndan Önemli Protokol