Batman’ın en işlek damarlarından biri olan Diyarbakır Caddesi, günün her saatinde insan seliyle doludur. Bu kalabalığın içinde bazen bir Kürtçe klamın yanık tınısı, bazen de bir Türkçe türkünün içten sesi yükselir. Bu ses, Batman sokaklarının tanıdığı bir isim olan sokak sanatçısı Mehmet Sait Kaya’ya aittir. Onun müziği sadece bir performans değil; kentin betonlaşan ruhuna karşı verilen sessiz ama güçlü bir kültür mücadelesidir.
Sokak sanatçılığı, çoğu zaman dışarıdan bakıldığında yalnızca şarkı söylemek gibi görünür. Oysa gerçekte bu, sabrın, emeğin ve inancın birleştiği bir sanattır. Saatlerce ayakta kalmak, rüzgârın ve gürültünün içinde sesini duyurmaya çalışmak bu işin yalnızca görünen kısmıdır. Asıl zorluk ise çoğu zaman insanların sanata karşı duyarsızlığı ve emeğin yeterince değer görmemesidir.
Günümüz toplumunda “modernlik” çoğu zaman lüks mekânların gürültüsü içinde tanımlanıyor. İnsanlar pahalı konserlere büyük paralar harcayabiliyor, ancak aynı insanlar sokakta gerçek duygularını ortaya koyan bir sanatçının emeğine çoğu zaman kayıtsız kalabiliyor. Bu durum, aslında toplumun kendi kültürel kökleriyle olan bağının zayıfladığını da gösteriyor.
Mehmet Sait Kaya’nın söylediği klamlar ve türküler yalnızca melodiden ibaret değildir. Bu ezgiler; acının, sevdanın, hatıranın ve kadim bir kültürün taşıyıcısıdır. Kürtçe ve Türkçe eserleri bir araya getirerek farklı duyguları ortak bir zeminde buluşturan Kaya, bir bakıma şehrin hafızasını canlı tutmaya çalışır.
Sokak sanatı, sanatın en yalın ve en dürüst halidir. Batman’ın Diyarbakır Caddesi’nde Mehmet Sait Kaya’nın sesini duyan biri, aslında sadece bir şarkı dinlemez. O anda, geçmişten bugüne uzanan bir kültürün modern dünyanın ilgisizliğine karşı verdiği direnişe tanıklık eder. Bu sese kulak vermek ise yalnızca bir sanatçıyı desteklemek değil, aynı zamanda kendi insanlığımıza ve kültürümüze sahip çıkmaktır.
