Hoş Geldin On Bir Ayın Sultanı: Rahmet, Mağfiret ve Bereket Mevsimi
Gönüllerin huzur bulduğu, dargınların barıştığı, sofraların paylaştıkça bereketlendiği o müstesna zaman dilimine bir kez daha kavuşmanın şükrünü yaşıyoruz. Mübarek Ramazan-ı Şerif; yalnızca aç kalmak değil, ruhu doyurmak, nefsi terbiye etmek ve “ben”den sıyrılıp “biz” olabilme bilincine erişmektir. Bu ay, insanın kendisiyle yüzleştiği, kalbini arındırdığı ve hayat muhasebesi yaptığı bir diriliş mevsimidir.
Bir Arınma ve Diriliş Mektebi
Ramazan, her yıl kapımızı çalan manevi bir mekteptir. Bu mektebin ilk dersi sabır, son dersi ise şükürdür. Açlık ve susuzluk, bize sahip olduklarımızın kıymetini öğretirken; paylaşmak ve infak etmek ruhumuzu olgunlaştırır. Sait Hoca’nın ifade ettiği gibi, “Açlık bedenin zekâtı, paylaşmak ise ruhun şifasıdır.”
Gerçek oruç yalnızca mideye tutulmaz; dil de oruçlu olmalıdır kırıcı sözden, göz haramdan, kalp ise kin ve hasetten uzak durmalıdır. Ramazan, insanın kendini yenilediği, kötü alışkanlıklarından arındığı ve daha güzel bir ahlaka yöneldiği bir fırsattır. Her sahur, yeni bir başlangıç; her iftar, sabrın ödülüdür.
Bereket Paylaştıkça Çoğalır
Ramazan ayını diğer aylardan ayıran en önemli özelliklerden biri de bereketidir. Ancak bereket, biriktirmekle değil paylaşmakla artar. İftar sofraları yalnızca eş dost buluşmalarına değil; ihtiyaç sahiplerine de açık olduğunda gerçek anlamını bulur. “Halil İbrahim bereketi” ancak gönülden verilen lokmayla çoğalır.
Zekât ve sadaka, malın eksilmediğini; bilakis paylaştıkça çoğaldığını gösteren en somut hakikattir. Bir yetimin başını okşamak, bir yaşlının duasını almak, bir ihtiyaç sahibinin kapısını çalmak; bu ayın ruhunu yaşatan en kıymetli davranışlardır. Çünkü Ramazan, yalnızca bireysel ibadet değil, toplumsal dayanışma ayıdır.
Kur’an Ayı ve Tefekkür
Ramazan, aynı zamanda Kur’an-ı Kerim’in nazil olmaya başladığı mübarek aydır. Mukabelelerle, hatimlerle ve en önemlisi anlayarak yapılan okumalarla kalplerimizi aydınlatma zamanıdır. Kur’an, yalnızca okunan değil; yaşanan bir rehberdir. Hayatımızın her anına yön veren ilahi bir kılavuz olarak görülmediği sürece eksik kalır.
Sahur vakitlerinin sessizliğinde edilen dualar, teravih namazlarında omuz omuza saf tutmanın huzuru ve yapılan her içten yakarış; insanı özüne yaklaştırır. Ramazan, kul ile Rabbi arasındaki bağı güçlendiren en özel zaman dilimidir.
Sonuç
Bu mübarek ayın; başta İslam coğrafyası olmak üzere tüm insanlığa huzur, barış ve kardeşlik getirmesini temenni ediyorum. Sofralarımızdan bereketi, kalplerimizden merhameti eksik etmeyelim.
Unutmayalım ki Ramazan’ın sonunda gerçek bayram; sadece takvimde değil, ahlakımızda ve davranışlarımızda yaşanıyorsa anlam kazanır. Eğer bu ay bize sabrı, paylaşmayı ve güzel ahlakı kalıcı olarak kazandırmışsa; işte o zaman gerçek dirilişe ulaşmışız demektir.
Ramazan-ı Şerif’imiz mübarek olsun; dualarımız kabul, birliğimiz daim olsun.
