Batman’ın Cuma sabahları, şehrin nabzını tutanlar için her zaman ayrı bir anlam taşır. Güneş İluh Deresi’nin üzerinden ağır ağır yükselirken, Turgut Özal Bulvarı henüz günün telaşını kuşanmamıştır. Şehir, sanki Cuma’nın vakur sessizliğine saygı gösterir. Bu sessizliğin içinde Osman Seyrek, sabahın ilk ışıklarıyla Batman Haber Ajansı’ndaki ofisine geçmiş, masasındaki taze çayın buğusu eşliğinde manşetleri gözden geçirmektedir.
Osman Seyrek için gazetecilik yalnızca haber kovalamak değildir. O, Batman’ın insanını, sokağını, duasını ve alın terini tanıyan bir kalemdir. Bu yüzden Cuma günleri onun için bir mesai değil, bir muhasebe vaktidir. Çünkü Batman’da Cuma; küslüklerin yumuşadığı, sofraların paylaşıldığı, gönüllerin birbirine açıldığı bir bereket günüdür.
Öğle ezanına doğru çarşıya doğru yürürken her adımı bir selamla kesilir.
“Selamünaleyküm Osman abi… Hayırlı Cumalar…”
Bir ayakkabı boyacısının önünde durur.
— “Hayırlı Cumalar usta, işler nasıl?”
— “Şükürler olsun abi. Cuma’nın bereketi yeter. Rızık Allah’tan.”
Bu kısa diyalog, Osman Seyrek’in zihninde Batman’ın özeti gibidir. Habercilik, yalnızca olanı yazmak değil; bu şehrin içtenliğini, sabrını ve insanlığını satırlara taşımaktır.
Ulu Cami’nin avlusunda zenginle fakir, gençle yaşlı yan yana saf tutar. Omuzlar omuzlara değerken, aradaki bütün unvanlar anlamını yitirir. Osman Seyrek’in zihninde bir başlık yankılanır:
“Batman’ın En Büyük Haberi: Kardeşlik.”
Hutbede anlatılan doğruluk, yardımlaşma ve kul hakkı vurgusu, ona kalemin sorumluluğunu bir kez daha hatırlatır. Doğru haber, dürüst duruş ve bu şehre olan vefa… Osman Seyrek’in gazeteciliği tam da bu üç sacayağı üzerinde yükselir.
Namaz sonrası ikram edilen mırrayı yudumlarken, çevresindeki genç gazetecilere döner ve tecrübeyle yoğrulmuş bir sesle konuşur:
— “Batman’ın en büyük haberleri adliyelerde değil; cami çıkışında birbirine sarılan insanların arasındadır. Eğer Cuma yazısı yazacaksanız, önce bu gönülleri görün.”
O akşam Batman Haber Ajansı’nda yayımlanan yazı, sıradan bir haber değildir. Satır aralarında Batman’ın vicdanı, merhameti ve kardeşliği vardır. Okuyan herkes, bu şehrin gerçek gücünün insanında saklı olduğunu hisseder.
Osman Seyrek için bir Cuma daha, Batman’a duyduğu bağlılığın ve vefanın sessiz bir ifadesi olarak geride kalır. Çünkü o, kalemiyle sadece haber yazmaz; Batman’ın ruhunu kayda geçirir.
