Lüküs Kamarada Kimler Oturur?
Aylin BENDİS

Lüküs Kamarada Kimler Oturur?

Bu içerik 1232 kez okundu.

Öncü ruhlarla, insanla, sanatla yola devam. Çünkü çok da uzakta olmayan geçmişimize baktığımızda, kendimizden bir parça bulabileceğimiz o kadar çok  örnek alınası insanımız var ki.. Onları bilip, tanıyıp, yaşattıkça bana göre hâlâ umut var. Umutsuz zamanlarımızda umut yeşerten insanlarımızdan biri olan ve geçen hafta 107 yaşına giren Melih Cevdet Anday’ı yâd etmek istiyorum bugün. 

Orhan Veli’nin, Oktay Rıfat’ın yoldaşı, Garip akımının kurucularından yani yeniliğin kavgasını kazanan 3 bayraktardan birisidir üstat. Epeyce zor ve yoksulluk içinde geçen çocukluğunun üstüne gençlik yıllarına bu kez de 2. Dünya savaşı denk gelir; ekmeğin vesikaya bağlandığı, kıtlık ve yokluğun başladığı umutsuz, belirsiz günler. ‘’Benim günlük hakkım bir çeyrek ekmek. Bekârdım ekmeğimin yarısını öğle yemeğinde yiyor, yarısını kâğıt içinde, cebimde, akşama saklıyordum. Kantinin ölü gözü gibi yanan elektrik lâmbası altında, öğleden kalan yemekleri yerdik. Akşamları da doymazdım.’’’  O yarı aç yarı tok savaş günler için. ‘Olsun da Gör’ şiirinde dünyaya bir umutla; ‘’O gün gelsin neşemiz tazelensin de gör/Dünyayı hele sen bir barış olsun da gör'’ diye seslenir. Şairi şiiriyle anmak gerek. Yüksek sesle okumak gerek. Bu şiirini onun sesinden bir dinleyin derim. 

Savaş sırasında 23 Haziran 1941’de İngiltere' den sipariş edilen denizaltıyı teslim almaya giden, içinde bahriyeli ağabeyinin de bulunduğu ‘Refah’ şilebi  bir denizaltı tarafından batırıldığında; ‘Rüya’ isimli şiirinde yazın kavurucu sıcağında yaşadığı o acıyı, ‘’İncecikten bir kar yağıyordu/Bahriyeli ağabeyimi düşünüp/Erzincan'da annem ağlıyordu/Kar yağıyordu’’ diye ile anlatır;  kalbine karlar yağmaktadır.

Umutla beklenen o güzel günler geldiğinde; Pablo Neruda onun için, ‘’Nazım Hikmet'ten den sonra çok büyük bir Türk şairi daha buldum. Bütün gece gözüme uyku girmedi" diyecek, Unesco 1971 yılında onu Cervantes, Tolstoy, Dante gibi klasikleşmiş yazarlar arasında gördüğünü resmî olarak açıklayacak ve kitapları dünyanın neredeyse tüm dillerine çevrilecektir. Ülkemizde de birçok ödüller alır. Ve fakat (edebiyatla haşır neşir değilseniz) her  nedense(!) sadece Orhan Veli'nin arkadaşı bir şair   olarak anılır. Bu, Orhan Veli’ye de ona da çok büyük bir haksızlık!  Bir kere şairliğinin dışında muazzam bir romancı, oyun yazarıdır, gazetecidir. Yaşadığı sürece şiir, deneme, roman, oyun derken bu ülkeye birbirinden kıymetli tam 40 eser bırakmıştır. Yani bu, bir ailenin küçük bir kütüphanesini dolduracak kadar kitap demektir. 

Mesela sadece İçeridekiler, İsa’nın Güncesi bile başlı başına bir dünya klasiğidir. Modern Türk tiyatrosunun çıtasını o kadar yükseltmiştir ki, ondan sonra gelen çoğu oyun yazarının Anday’ın yanında geleneksel kaldığı söylenir. Rivayete göre dilimize, ‘sözcük’ kelimesini de üstat kazandırmıştır. Tarihi mısralarında öyle bir işlemiş ki, efsane kıvamına getirmiş. Dünyayı, evreni şiir, roman, oyun ile yeniden yaratmaya/kurmaya çalışmak, şairden ziyade bir sanat filozofu olmaktır.  Anlattığı hiçbir şey kafanızda uçuşan kavramlar olarak kalmaz. Çünkü insan hayatının, dünyanın en basit, sıradan fakat en ciddi detaylarını en can alıcı yerinden bulur. Bunu da romantizm ile değil naif bir akılcılıkla bize gösterir. İşte bu sebeple, anlattıklarını kendi akılcı duygunuza çok yakın bulur, kafa yorar, doğaya, canlıya, yanınızdan gelip geçen insanlara daha bir dikkatli bakarsınız. Sözlerinin Sezen Aksu'ya ait olduğu zannedilen o meşhur, ‘Şinanay’ isimli şarkının onun şiiri olduğunu hiç bilmeyiz. Çünkü o şiirinde sorduğu,  ‘lüküs kamarada kimler oturur? sorusunun cevabı belli; memlekette maalesef ‘lüküz kamarada’  hep popülarite oturur…

Şiirden pek haz etmeyen bir okurun bile en az yirmi şiirini sevebileceğin düşünüyorum. Dilimize böylesi eserler bırakan bir usta olması bizler için, geleceğimiz için bir şanstır. O şansı değerlendirmeliyiz. En azından gelecek için, çocuklarınız için kendisine kütüphanenizde bir yer açın; eserlerini ve onu, geleceğin ‘lüküs kamarasında’ oturtunuz. Umarım aradığın huzuru bulmuşsundur, ışıklar içinde uyu büyük üstad. Hem dediğin gibi, ‘’uyuduk mu eşit oluruz’’. Sen ve diğer Garipçiler, iyi ki geçtiniz hayatımızdan…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
Murat Çuhadar’dan Özgür Özel’e Sert İstifa Çağrısı
Murat Çuhadar’dan Özgür Özel’e Sert İstifa Çağrısı
Aydın Ailesinin Acı Günü
Aydın Ailesinin Acı Günü