Tarih 8 Mart 1857...Yer ABD'nin New York kenti. 40 bine yakın dokuma işçisi çalışma koşullarının iyileştirilmesi amacıyla greve gider. İlk etapta çok naif görülebilecek bir durum olabilir. Fakat tarih 1857. Yani dünya henüz işçi haklarını tanımamış bile. Ve fakat Avrupa’da yanan sosyalizm ateşinin bir koru da Amerika'ya düşmüş durumda.
İşte bu minvalde başlayan bu grev sonucunda çok şiddetli bir polis müdahalesi yaşanır. Nasıl olduysa fabrikada yangın çıkar. Kadın işçiler dünya cehenneminin ateşine düşmüşlerdir, kaçamazlar. Çünkü polis barikatlarla kaçmalarını engeller, 129 kadın yanarak can verir. 53 yıl sonra 1910’da Danimarka’da yapılan 2. Uluslararası Kadınlar Kurultayı’nda Clara Zetkin, yanarak can veren işçi kadınlar adına 8 Mart’ın ‘’Kadınlar Günü’’ olarak anılması teklif eder. Teklifi oy birliği ile kabul edilir. Fakat günün tarihi, konusunun netliği ise 1921’de Rusya’daki Kadınlar Kurultayı’nda çözüme kavuşur. Artık 8 Mart, ‘’Dünya Emekçi Kadınlar’’ günüdür.
Fakat dönem, dünyanın bıçak gibi birbirinden ayrılmaya yüz tuttuğu bir dönemdir. Ve bu durum, kapitalizmin hüküm sürdüğü coğrafyalarda 8 Mart’ın anılmasına engeldir. Öyle ki, bazı ülkelerde kutlanması bile yasaklanır. Fakat zamanın ruhu asla sabit olmamıştır; 1960’ların sonunda işler değişir. Yine emekçi bir dayanışma ile başlayan bu anlamlı güne şaşırtıcı bir destek gelir; dünyanın en büyük kapitalisti Amerika 120 yıl önceki günahıyla hesaplaşma cesaretini gösterir ve olağanüstü bir destek verir. Nihayetinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 8 Mart'ın, Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak anılmasını kabul eder.
O 129 işçi kadın, yanan bedenleri ile bizlere bir dokuma işçisinin attığı ilmiğin ne kadar büyük olabileceğini gösterdiler. Oysa ne yazık ki günümüz 8 Mart’ı, kapitalizm ile feminizmin flörtü hadisesine evrilmiş, gerçek anlamından, vermek istediği mesajdan uzaklaşmış, bambaşka bir hale gelmiş durumda. Elbette farkındalığı ve bilinci artırmak adına bir araç olması bakımından kutlanması olumlu tabii. Fakat bugün kadının kutsallığıyla, sevecenliğiyle, yüce gönüllülüğüyle falan alakalı bir gün değildir. Kadının eşit haklara sahip olması ve hatta o hakların kadınlar tarafından söke söke alınmasıyla ilgilidir. Fabrikada çalışan Ayşe ile fabrikanın sahibesi Fatma’nın hiçbir şeyi (çıkarları, umutları, hayalleri, sorunları) ortak olmadığından; Fatmaların varlığı Ayşelerin yoksulluğunu, sefaletini zorunlu kıldığından bugün, Kadınlar Günü değil, Dünya Emekçi Kadınlar Günü’dür.
Peki, siz hangi 8 Mart’ı kutluyorsunuz? Çılgınca yapılan indirimlerle, çiçekler böceklerle, sembolik kutlamalarla, kadına/kadınlığa yönelik yapılan klişe edebiyat sözleri ile mi? Sosyal medyada kadınları yücelten yazılar, görseller paylaşarak kutlayanların tadını kaçırdıysam, kusura bakmasınlar.
Bu vesileyle tüm emekçi kadınların gününü kutluyor, kadınların şiddete maruz kalmadığı, öldürülmediği, çocuk gelinlerin, çocuk istismarlarının önüne geçildiği, kadın-erkek eşitliğinin gerçek anlamda içselleştirildiği bir Türkiye ümit ediyorum.
