BASINA VE KAMUOYUNA
25 Kasım, Dominik Cumhuriyeti’nde Patria,Minerva ve Maria isimli üç kız kardeş (Mirabel kardeşler) ’in diktatörlüğe karşı yürüttükleri rejim karşıtı mücadelelerinin sembolleşmiş günüdür.
25 Kasım, baskılara yenilmeyen yürekli kadınların mücadelesini onurlandırdığımız ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, ayrımcılığa, ataerkil toplumsal şiddete, aile içi şiddete, savaşa, ırkçılığa ve kadınları, kadın haklarını yok sayan sistemlere karşı mücadele ettiğimiz gün olarak ölümsüzleşmiştir.
Demokrasinin ,hukukun ve toplumsal birlikteliğin baskı altına alındığı bu süreçte ötekileştirici, ayrıştırıcı politikalar kadınlar üzerinde etkili olmaktadır. Kadınların yaşam alanının bilinçli daraltılması, toplumsal yaşamdan koparılıp eril zihniyetin tahakkümü altına alınması politikalarının elbette bir sebebi vardır. Bu bahsettiğimiz tahakkümün korkulu rüyası kadınlardır. Çünkü kadınlar hangi ırktan, hangi dinden, hangi dilden olursa olsun yaşamı adil ve eşit, özgür-özgün kılma pratiğini göstermiş, her kadın çağında yıkıma ve baskıya karşı mücadele vermiştir.
Türkiye, “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”ni imzalamıştır. Devamında Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair 6284 Sayılı Kanun, kabul edilmiştir. Bu yasada şiddetin tanımları yapılmış, yasanın yararlanacaklar açısından kapsamı genişletilmiş, yasa kapsamında mülki amir ve kolluğa yetki verilmiştir. Yine yasada şiddeti ihbar etme bir hak olarak yer almıştır. Teknik takip olanağı ve zorlama hapsi gibi yeni müesseseler de getirilmiştir.
Türkiye Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesinin de ilk imzacısıdır. Ancak bugüne dek İstanbul Sözleşmesi kapsamında kadına yönelik şiddetle mücadeleye ilişkin Acil Eylem Planları uygulanmamıştır. Kadınların mücadelesi ile kazanılan tüm kazanımlara, tüm bu olumlu adımlara karşın, kadına yönelik şiddeti ele alış yaklaşımları ve uygulama sorunları devam etmiştir. Sözleşmelere ve yasaya rağmen, Türkiye’de hala her gün kadınlar öldürülmekte, kadına yönelik her türlü şiddet artarak devam etmektedir. Bu da göstermektedir ki; sadece sözleşmenin imzacısı olmakla yetinilmiş ve sözleşmedeki standartların yasaya ve uygulamaya yansıması açısından yeterli özen gösterilmemiştir.
En son Emine Bulut cinayeti ile cisimleşen erkek şiddeti daha öncesinde ilimizde Cahide İnan, Melek Yılmaz, Âmine Demirtaş cinayetlerinde kendini göstermişti. Kadın cinayetleri, cinsel taciz ve tecavüz, ayrımcı politikalar her ne kadar evrensel sorun olsa da bölgemizde daha can yakıcı yaşanmaktadır. Çünkü toplumsal koşullardan kaynaklı gün yüzüne çıkarılamayan, hukuk önüne yargılanamayan dosyalar mevcuttur.
Bizler emekçi kadınlar olarak bu sessiz çoğunluğun sesi olmaya devam edeceğiz.
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’ nde tüm şiddet türlerine karşı direnen tüm kadınları dayanışma ile selamlıyor, kadına karşı şiddet ve istismarlara karşı mücadelede toplumun her kesimini mücadeleye ve birlik olmaya davet ediyor, insan onuruna yakışır, şiddetten uzak ve eşit bir hayat umudumuzu yitirmediğimizi ve bu konuda mücadelemizi devam ettireceğimizi basına ve kamuoyuna saygı ile duyuruyoruz.
KESK DİSK VE TMMOB
KADIN MECLİSLERİ
