Bu bir fizyoloji ve bir farkındalık yansıması. Kendini geliştiren, önemseyen, etrafında olup bitenin farkında olan sağlıklı insanlar daha azgın, ve bu bir teori değil, bu bir fizyoloji. Ruhsal bedensel ve entelektüel olarak zayıf, kondisyonsuz bedenler genellikle zayıf bir cinsel dürtüyle çalışır, güçlü, iyi eğitilmiş bedenler ise yüksek bir dürtüyle.
Bunun bilimsel, fizyolojik ve istatiksel bir yığın nedenleri ve kanıtları var. Örneğin, bir insan gündelik hayatının akışını zihinsel ruhsal ve bedensel olarak iyi yönetebiliyor ve kontrol edebiliyorsa tüm bedenine kan akışını artırır, bu da uyarılmanın bağlı olduğu dokuları hem onarır hem de artırır. Bu da kişinin testosteron seviyelerini destekler, bu durum kişinin libidosunda devasa bir tetikleme yapar.
Kişi bu yaşam formunu rutine bağladığında kortizol düşer. Kortizol düşük kaldığında, bağışıklık sisteminiz daha iyi çalışır, kalbiniz zorlanmaz ve uyku kaliteniz iyileşir. Kortizol stres hormonudur.
Bu hormon libiodonuz, hayat enerjiniz ve inşaa etme gücünüzü ya aşağı çeker ya da sıçratır. Gündelik hayatın akışında fiziksel temas ne kadar çoksa hem ruhsal hem bedensel hem de düşünsel potansiyeliniz o kadar açılır. Hücreler sürekli hareketli, kan akışı sürekli artan bir trend izlerse doku ve hücre üretimi artar bu da yaşlanma eşiğini düşürür.
Güvenilir bir partnerle sıklıkla fiziksel temas kurduğunda, güçlü sinyaller bu sinirler yoluyla anında beyne ulaşır.
Buna yanıt olarak, beyin oksitosin ve endorfin salgılayarak kişiyi sadece bedensel değil ruhsal olarak da yükseltir.
Tutku sadece cinsel bir dürtü değil, içsel bir potansiyelin yansımasıdır, yeter ki bu potansiyeli bir bağımlılığa değil yaşam formuna çevirebilme farkındalığına ve becerisine sahip ol.
HABER: MURAT KANDEMİR
GÖRSEL: ŞİVA
