Yaşama Dokunanlar Platformu Kurucu Başkanı Murat Çuhadar, Türkiye’nin terör, şiddet ve çatışma ortamından tamamen çıkması gerektiğini belirterek, “Bizim tarafımız herhangi bir siyasi parti değildir. Bizim tarafımız Türkiye’dir, insan hayatıdır, kardeşliktir ve demokrasidir” mesajı verdi.
Yaşama Dokunanlar Platformu, Türkiye’nin terör sorununa kalıcı çözüm bulunması ve toplumsal kardeşliğin güçlendirilmesi amacıyla kapsamlı bir deklarasyon yayımladı. Platformun 2002 yılından bu yana insanı, toplumsal dayanışmayı, ortak yaşam kültürünü ve toplumsal sorumluluğu merkeze alan bir sivil anlayışla çalışmalar yürüttüğünü belirten Kurucu Başkan Murat Çuhadar, Türkiye’nin artık terörün, şiddetin, korkunun ve çatışmanın gölgesinden tamamen çıkması gerektiğini ifade etti. Çuhadar, açıklamasında Türkiye’nin uzun yıllar boyunca terör nedeniyle ağır bedeller ödediğine dikkat çekerek, “Anneler evlatlarını kaybetti, çocuklar babasız büyüdü, binlerce aile tarifsiz acılar yaşadı. Türkiye’nin enerjisi, ekonomisi, toplumsal huzuru ve ortak geleceği terör nedeniyle ağır yaralar aldı. Artık yeni acılar, yeni mezarlar ve yeni çatışmalar istemiyoruz” ifadelerini kullandı.
“Barış, devletin egemenliğinin tartışılması değildir”
Deklarasyonda barış ve toplumsal kardeşlik vurgusu yapılırken, Türkiye Cumhuriyeti’nin birlik ve bütünlüğünün tartışma konusu yapılamayacağı belirtildi. Platform, “Barış, devletin egemenliğinin tartışılması değildir. Kardeşlik, Türkiye Cumhuriyeti’nin birlik ve bütünlüğünden taviz verilmesi değildir. Demokrasi ise silahlı mücadelenin siyasi talepleri kabul ettirmek için kullanılmasının meşrulaştırılması değildir” görüşünü ortaya koydu. Yaşama Dokunanlar Platformu’nun “Terörsüz Türkiye” anlayışının; silahların tamamen sustuğu, terör örgütlerinin tasfiye edildiği, siyasetin yalnızca demokratik yöntemlerle yürütüldüğü ve hiçbir vatandaşın etnik kimliği nedeniyle ötekileştirilmediği bir Türkiye hedeflediği kaydedildi.
“Kürt vatandaşlarımız asli ve eşit yurttaşlarımızdır”
Deklarasyonun dikkat çeken başlıklarından biri de Türk-Kürt kardeşliği oldu. Platform, Kürt vatandaşların herhangi bir siyasi parti veya terör örgütüyle özdeşleştirilmesine karşı çıktı. Açıklamada, “Kürt vatandaşlarımız bu ülkenin asli ve eşit yurttaşlarıdır. Hiçbir terör örgütü Kürt vatandaşlarımız adına konuşma hakkına sahip değildir. Aynı şekilde hiçbir siyasi anlayışın da milyonlarca insanı etnik kimliği üzerinden suçlama, dışlama veya şüpheli ilan etme hakkı yoktur” denildi. Türklerle Kürtler arasındaki kardeşliğin siyasi hesapların çok ötesinde, ortak tarih, ortak kader, ortak acılar ve ortak gelecek temelinde şekillendiğine dikkat çekildi.
“Silahsızlanma kalıcı ve doğrulanabilir olmalı”
Çuhadar tarafından yapılan açıklamada, Terörsüz Türkiye sürecinin başarısı açısından silahlı yapıların tasfiyesinin temel şart olduğu vurgulandı. Platform, silahsızlanmanın geçici veya taktik bir adım değil, gerçek, kalıcı ve doğrulanabilir bir karar olması gerektiğini savundu. Deklarasyonda ayrıca Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter devlet yapısı, milli egemenliği, sınırları ve anayasal bütünlüğünün hiçbir şart altında pazarlık konusu yapılamayacağı ifade edildi.
Demokratik hukuk devletine vurgu
Yaşama Dokunanlar Platformu, terörün sona ermesiyle birlikte demokratik hukuk devletinin daha da güçlendirilmesi gerektiğini de belirtti. Hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi, adalete güvenin artırılması, ifade ve siyaset alanının demokratik sınırlar içerisinde genişlemesi ve bütün vatandaşların fırsat eşitliğinden yararlanmasının Türkiye’yi bölmeyeceği, aksine güçlendireceği ifade edildi. Platform, demokratikleşmenin yalnızca belirli bir kesim için değil, Türkiye’de yaşayan bütün vatandaşlar için gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguladı.
“Süreç TBMM merkezli ve şeffaf yürütülmeli”
Deklarasyonda, Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren böylesine önemli bir sürecin mümkün olan en yüksek şeffaflıkla yürütülmesi gerektiği belirtildi. Platform, sürecin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin demokratik meşruiyeti altında ilerlemesini ve toplumun düzenli biçimde bilgilendirilmesini istedi. Şehit aileleri ve gazilerin hassasiyetlerinin gözetilmesi gerektiğine de dikkat çekilen açıklamada; Kürt vatandaşların, akademisyenlerin, hukukçuların, kanaat önderlerinin, sivil toplum kuruluşlarının, gençlerin ve kadınların görüşlerinin de sürece katkı sunmasının önemine vurgu yapıldı.
10 temel ilke açıklandı
Yaşama Dokunanlar Platformu deklarasyon kapsamında “Terörsüz Türkiye İçin 10 Temel İlke” başlığı altında şu görüşleri kamuoyuyla paylaştı:
- Silah ve terör kesin olarak sona ermeli.
- Türkiye Cumhuriyeti’nin birliği pazarlık konusu yapılmamalı.
- Kürt vatandaşlar hiçbir siyasi veya örgütsel yapının tekelinde görülmemeli.
- Türk-Kürt kardeşliği korunmalı ve ayrıştırıcı söylemler reddedilmeli.
- Demokratik siyasetin alanı güçlendirilmeli.
- Demokratikleşme bütün vatandaşlar için gerçekleştirilmeli.
- Süreç şeffaf ve TBMM merkezli yürütülmeli.
- Şehit aileleri ile gazilerin hassasiyetleri gözetilmeli.
- Toplumsal kutuplaşmayı artırabilecek provokasyonlara karşı ortak tavır alınmalı.
- Sürecin nihai kazananı herhangi bir siyasi yapı değil, Türkiye olmalı.
“Bizim tarafımız Türkiye’dir”
Murat Çuhadar, Yaşama Dokunanlar Platformu’nun herhangi bir siyasi parti adına hareket etmediğini özellikle vurguladı. Çuhadar, açıklamasında şu mesajı verdi: “Bizim tarafımız herhangi bir siyasi parti değildir. Bizim tarafımız Türkiye’dir. Bizim tarafımız insan hayatıdır. Bizim tarafımız kardeşliktir. Bizim tarafımız demokrasidir. Bizim tarafımız çocuklarımızın geleceğidir.” Platformun bundan sonraki süreçte toplumun farklı kesimleriyle görüşmeler gerçekleştirmeye, ortak aklı büyütmeye ve sürecin sağlıklı yürütülmesine katkı sunmaya hazır olduğu belirtildi.
Açıklamanın sonunda ise birlik ve kardeşlik mesajı öne çıkarıldı:
“Terör bitsin. Silah sussun. Kardeşlik kazansın. Türkiye kazansın.”
Yaşama Dokunanlar Platformu Kurucu Başkanı Murat Çuhadar, bu ilkeler doğrultusunda sivil toplumun, siyasi partilerin ve toplumun bütün kesimlerinin sorumluluk alması gerektiğini belirterek, Türkiye’nin geleceğinin korku ve çatışma yerine umut, demokrasi ve toplumsal kardeşlik temelinde kurulabileceğine inandıklarını ifade etti.
