Batman Müftüsü geçtiğimiz günlerde, taziye yemeklerinin kaldırılması ve taziye evlerinin saat 09.00 ile 17.00 arasında açık kalması yönünde bir karar alarak, muhtarları, kanaat önderlerini, din âlimlerini ve ileri gelenleri bir araya getirmiş. Karar güzel niyetle alınmış olabilir, ancak Müftü Bey, o işler öyle olmuyor...
Bir şehrin nabzını tutmak istiyorsanız, halkın içine gireceksiniz. Taziyelere gidecek, insanların acısına ortak olacak, dertlerini dinleyeceksiniz. Kaç imam sabah namazına gidiyor, kaç imam yatsı namazında cemaate öncülük ediyor, bir bakacaksınız. Çünkü Batman’da sabah ve yatsı namazlarını sadece birkaç yaşlı cemaatin kıldığı onlarca cami var.
Halk taziye yemeklerine zaten karşı, ancak bu durumun gerçek yüzünü görmek gerek. Taziye sahipleri en az yüz kişiden oluşuyor; kadın, erkek, çocuk, şehir dışından gelen misafir… Bu kalabalığa kim yemek yapacak? Kim hizmet edecek? Kimse. Yani mesele “taziye yemeği vermek” değil, bu kültürü doğru yönetebilmek.
Saat 17.00’den sonra taziye evlerinin kapanması elbette makul. Diyarbakır, Mardin ve çevre illerde bu uygulama denendi ama halkın alışkanlığı değişmedi; taziye sahiplerinin evi akşama kadar dolup taşıyor. Demek ki bu yöntem tutmadı, Müftü Bey.
Her defasında meseleyi sadece “taziye yemeği”ne indirgemek de doğru değil. Kimsenin kimsenin vereceği yüz kişilik yemeğe ya da birkaç kilo çaya ihtiyacı yok. Taziye evlerini bu halk kendi emeğiyle, kendi parasıyla yaptı. Bu mekanlar birer değer, birer dayanışma simgesi haline geldi.
Bugün gençlerimiz uyuşturucu ve bahis batağında, eğitim sorunlarıyla boğuşuyor. Camilerimizde cemaat azaldı. Gençlerimiz oruç, namaz, dua, büyüklerine saygı gibi manevi değerlerden uzaklaşıyor. İşte siz, Müftü Bey, bu alanlara kafa yormalısınız.
Taziye evi, taziye yemeği bir problem değil; bu toprakların bir geleneği, bir kültürüdür. Asıl sorun, imamlarımızın bir kısmının hâlâ “memur zihniyetiyle” görev yapması. Ne zaman din görevlilerimiz topluma önderlik etmeye, gençlerle buluşmaya, sahaya inmeye başlarsa, işte o zaman gerçek dönüşüm başlayacak.
Müftü Bey, gelin akşam sokaklarda aç yatan çocukları araştırın. Hz. Ömer’in adaletini hatırlayın. Haksızlığa karşı, iktidar kim olursa olsun Allah rızası için konuşun.
Olmadı Müftü Bey… Olmadı.
Bu şehirde muhtarlar, kanaat önderleri ve halk, örflerine, adetlerine, değerlerine sahip çıkıyor. Onlar da yakında açık açık diyecekler:
“Biz Müftü’nün değil, halkımızın, değerlerimizin yanındayız.”
