ŞOK DOKTRİNİ, ORTADOĞU VE HARİTANIN AÇILMASI

Herhangi bir ülkede siyasi, sosyal yada ekonomik anlamda bir kriz gereğinden fazla uzun sürüyorsa, o ülkedeki yurttaşların: "Bu kriz neden çözülemiyor?" diye değil, "Bu krizin sürmesinden kimler faydalanıyor ?" diye sorma vakti gelmiştir.

ŞOK DOKTRİNİ, ORTADOĞU VE HARİTANIN AÇILMASI
Bu içerik 52 kez okundu.

Uzun süren krizlerde yalnızca gelir azalmaz aynı zamanda gelir ve servet yeniden dağıtılır. Yalnızca üretim azalmaz; üretim dengeleri de değişir. Yalnızca insanlar yoksullaşmaz; siyasal iktidarlara ve kamu kaynaklarına bağımlılık da artar. Dolayısıyla uzun süren ekonomik krizleri yalnızca yönetim yetersizliğiyle açıklamak hiç bir zaman bizi doğru sonuçlara götürmez. Bazı krizler, bir buhran değil bir plan ve program niteliği taşır. Bazı krizler, düzeltilmesi gereken bir bozukluk değil, güç ilişkilerini ayakta tutan bir mekanizmadır. Peki bu mekanizma nedir, nasıl çalışır ve nasıl insanları toplumları, gurupları ve yapıları kabule geçirir. Bu mekanizmanın adı ŞOK DOKTİRİNİ. ŞOK DOKTRİNİ kanadalı yazar Naomi Klein’in bir eserinde ortaya koyduğu sosyolojik bir teori. Bu teorinin küreselcilere Ortadoğu’yu şekillendirmek için bir yol haritası niteliği taşıması yazara da esere de, eserde adı geçen teoriye de şöhreti getirmiştir.

Çünkü bu teori AFGANİSTAN ARDINDAN IRAK DAHA SONRA SURİYE şimdilerde İRAN DA işlevselliğini ve güncelliğini hala koruyor.

Teori kısaca bir topluma kriz felaket ve kaos sonrası her tür politikayı rahatlıkla kabul ettirebilirsiniz şeklinde özetlenebilir. Bu teori, bir ülkeyi siyasal, toplumsal ve ekonomik olarak dönüştürmek istediğinizde, o toplumun normal zamanlarda onay vermeyip rıza göstermeyeceği programların hayata geçirilmesine, toplumların kriz ve felaketten bir an önce kurtulabilmek için her şeyi kabul edebilme akışkanlığından besleniyor. 

Şok, korku, endişe ve belirsizlik genelde toplumun belirli unsurları/kesimlerine, genelde insanlara ya da yönetim kademelerine anlaşılmaz gelen olayların direnci kırdığı ve kabulü kolaylaştırdığı bilinen bir gerçektir. Hiç beklenmeyen ve önceden tahmin edilemeyen bir felaket karşısında afallayıp şaşırarak şoka giren ve ne yapacağını bilemeyen kitleler, normal zamanlarda kabul etmeyecekleri birçok yaptırım ve politikalara boyun eğmek zorunda kalır.

Normal koşullar altında insanların asla kabul etmeyeceği siyasal, toplumsal ve ekonomik modellerin; politika ve uygulamalar şok doktrini ile kolaylıkla kabul edilebilir hale gelmesinin sebebi bu sosyal eğilimleri ve alışkanlıklardır. Peki küreselciler şok doktrinini işlevsel hale getirmek, ülkelere toplumlarla guruplara ve şirketlere entegre etmek için ne yaparlar. Yoğunlaşma paradoksundan destek alırlar. Yogunlaşma paradoksu:

Bir ülkede siyasal iktidar giderek güçlenirken devlet giderek zayıflar. İlk bakışta çelişkili görünen bu durum, çağdaş otoriterleşme süreçlerini anlamanın anahtarlarından biridir. Çünkü siyasal iktidarın gücü ile devletin gücü aynı şey değildir.

Hatta belirli koşullarda biri büyürken diğeri küçülür. Bir siyasal lider bütün önemli kararları tek başına alabilir, bürokrasiyi denetleyebilir, yargı üzerinde etkili olabilir, kamu kaynaklarının dağıtımını belirleyebilir ve siyasal gündemi büyük ölçüde kontrol edebilir. Fakat bütün bunlar devleti daha güçlü yapmaz daha güçsüz kırılgan hale getirir.

Devletin gerçek gücü, kararların tek merkezden alınmasında değil; kurumların doğru kararlar üretebilmesinde, hukukun öngörülebilirliğinde, kamu yönetiminin yetkinliğinde ve toplumun devlete duyduğu güvende yatar.

HABER: MURAT KANDEMİR

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
“BATSO’DA BEMBEYAZ BİR SAYFA AÇACAĞIZ”
“BATSO’DA BEMBEYAZ BİR SAYFA AÇACAĞIZ”
Batmanlı Firmalar İçin Yeni Pazar Kapısı
Batmanlı Firmalar İçin Yeni Pazar Kapısı