“KİMSE HESAP VERMEKTEN MUAF OLMAMALI”

DİDER Başkanı Karaosman: “Kamu kaynaklarının hesabı şeffaf biçimde verilmelidir”

“KİMSE HESAP VERMEKTEN MUAF OLMAMALI”
Bu içerik 348 kez okundu.

DİDER Başkanı Sabiha Karaosman, ekonomik sıkıntıların toplumun geniş kesimlerini etkilediği bir dönemde kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin iddiaların şeffaf ve bağımsız biçimde araştırılması gerektiğini söyledi. Karaosman, “Hiç kimse yalnızca iddia nedeniyle suçlu ilan edilmemeli; ancak hiç kimse makamı veya nüfuzu nedeniyle hesap vermekten muaf tutulmamalıdır” dedi.

DİDER Başkanı Sabiha Karaosman, Türkiye’de özellikle gençlerin ve dar gelirli vatandaşların yaşadığı ekonomik sıkıntılara dikkat çekerek kamu kaynaklarının kullanımında şeffaflık ve hesap verebilirlik çağrısında bulundu. Karaosman, yaptığı açıklamada geçim sıkıntısının toplumun geniş kesimlerinde hissedildiğini belirterek, üniversite öğrencilerinden çalışanlara, esnaftan çocuklarının eğitim masraflarını karşılamaya çalışan ailelere kadar çok sayıda kişinin ekonomik baskılarla karşı karşıya olduğunu ifade etti. “Bu ülkenin gençleri geçim derdindeyken, kamu kaynaklarının hesabı şeffaf biçimde verilmelidir” diyen Karaosman, ekonomik sorunların yalnızca gelir ve gider dengesi üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini savundu.

“İddialar bağımsız biçimde araştırılmalı”

Karaosman, kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin gündeme gelen iddiaların herhangi bir kişi peşinen suçlu ilan edilmeden araştırılması gerektiğini belirtti. Açıklamasında fonlar, kamu kaynakları, makamların sağladığı imkânlar ve bunların kişisel menfaat amacıyla kullanıldığı yönündeki iddialara değinen Karaosman, bu tür iddiaların bağımsız ve şeffaf mekanizmalarla incelenmesi gerektiğini söyledi. Karaosman, kamu görevi veya kamusal sorumluluk taşıyan kişiler hakkındaki ciddi iddiaların üzerinin kapatılmaması gerektiğini belirterek, tartışmaların kişiler veya makamlar üzerinden değil, belgeler ve hukuki süreçler üzerinden yürütülmesi çağrısında bulundu. “Varsa usulsüzlükler hukuk çerçevesinde soruşturulmalı ve sorumluluğu bulunan kişiler hakkında gerekli yasal süreçler işletilmelidir” ifadelerini kullandı.

“Mesele kamu kaynaklarına duyulan güvendir”

Kamu kaynaklarının kullanımının yalnızca belirli bir miktardaki paranın nasıl harcandığı şeklinde ele alınmaması gerektiğini dile getiren Karaosman, konunun vatandaşın kamu kurumlarına ve kamu yönetimine duyduğu güvenle doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti. Karaosman açıklamasında, sabah erken saatlerde işe giden işçiler, işletmesini ayakta tutmaya çalışan esnaf, çocuklarının eğitim giderlerini karşılamaya çalışan aileler ve gelecek kurmaya çalışan gençlerin ekonomik koşullarına dikkat çekti. Karaosman’a göre, bir yanda temel ihtiyaçlarından kısmak zorunda kalan vatandaşlar bulunurken diğer yanda kamu kaynaklarının kişisel çıkarlar doğrultusunda kullanıldığına ilişkin iddiaların gündeme gelmesi, toplumdaki adalet duygusunu da etkiliyor.

“Hiç kimse ayrıcalıklı olmamalı”

DİDER olarak taleplerinin açık olduğunu belirten Karaosman, kamu kaynaklarının kullanımında kişi, makam veya çevre ayrımı yapılmaması gerektiğini söyledi. Karaosman, açıklamasında şu değerlendirmede bulundu: “Kamu kaynakları üzerinde hiçbir kişi, makam veya çevre ayrıcalıklı olmamalıdır. İddialar varsa belgeleriyle araştırılmalı, denetim mekanizmaları etkin biçimde işletilmeli ve kamuoyu süreç hakkında açıkça bilgilendirilmelidir.” Hukukun üstünlüğü ilkesine de vurgu yapan Karaosman, herhangi bir kişinin yalnızca ortaya atılan iddialar nedeniyle suçlu ilan edilmemesi gerektiğini, ancak makam veya nüfuz sahibi olmanın da hesap verme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaması gerektiğini ifade etti.

“İhtiyacımız olan şeffaflık ve hesap verebilirlik”

Türkiye’nin bugün süslü söylemlerden çok şeffaflık, hesap verebilirlik ve adalete duyulan güvenin güçlendirilmesine ihtiyaç duyduğunu belirten Karaosman, gençlerin geleceğe umutla bakabildiği, çalışanların emeklerinin karşılığını alabildiği ve temel ihtiyaçların karşılanmasında insanların çaresiz bırakılmadığı bir toplumsal düzenin mümkün olduğunu söyledi. DİDER’in bundan sonraki süreçte de ekonomik ve sosyal adalet taleplerini demokratik ve hukuki yollarla gündemde tutacağını belirten Karaosman, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Çünkü mesele yalnızca para değildir. Mesele, adalete duyulan inançtır. Mesele, gençlerin geleceğe umutla bakabilmesidir. Mesele, kamu malının gerçekten kamu yararına kullanıldığına dair güvenin yeniden tesis edilmesidir.”

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRX
İzzet Akdağ, Başakşehir Mahallesi Muhtarlığına Adaylığını Açıkladı
İzzet Akdağ, Başakşehir Mahallesi Muhtarlığına Adaylığını Açıkladı
SADIKLAR PLANI
SADIKLAR PLANI